Her gününüz bayram olsun (Can Yücel'den)

2015-09-24 20:50:00

Zamanla anlıyor insan: 3-4 güne sıkışmış bir tatilden öte Bir şey bayram... Hayata rasgele serpiştirilmiş ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır. *** Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan... Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık... Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır. Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır. *** Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır.... ... Bir bayram daha..  “Hastaları, yoksulları, yoksunları, yaşlıları, yalnızları, umut arayanları unutmadığın; yüreğinle sarıldığın, Yaradan'ın ışığını paylaştığın, unuttuklarını hatırladığın bir bayramda yüreğindekilerin ve ibadetinin kabul olması dileğiyle…”  Kaynak : estelll.blogcu.com   ... Devamı

Sesimi Duyan Var Mı?

2015-08-18 00:04:00

  #Yaşayanunutmazunutmadık#17Ağustos1999# Uykudaydı İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bolu, Yalova  Uykudaydı Eskişehir, Ankara, Gölcük, Değirmendere, Düzce  Bursa  On yedisinde ağustos'un, sonra onikisinde kasım'ın  Dipten bir uğultu koptu, bir çığlık yükseldi topraktan  Saniyelere sığdı onbinlercesi ölümün  Sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı  Ben buradayım, sesimi duyan var mı  Geceydi uğultulu geceydi  Binleri aldı gitti  Gövdem toz toprak göçük altında  Gövdem unufak enkaz altında  Acıya gömdüler güzel vatanımı  Mezarımda Adım yok  Kaybettiler oy bedenimi  Viranemde feryadım yok  Bak göçük altında bizimkiler  Hayat verecek bir el bekler  Birlikte gülmeyi, birlikte sevmeyi  Birlikte paylaşmayı  Birlikte yürümeyi bilenler  Kardeşlik duygulariyla koşup geldiler  Birlikte çok gülemediler ama  Birlikte öldüler  Ayrımız gayrımız yoktur dediler  Sildiler gözyaşlarını birbirlerinin  Yaralarına merhem oldular  Deprem olmuş yıkım olmuş of  Yüreğim göçük altında  Haykırıyorlar yetiş diyorlar  Koşup gelenler dayan diyorlar  Kazma ile kürek ile diş ile tırnak ile  Dostça bir yürekle umutla arıyorlar  Ben buradayım sesimi duyan var mı  Sesini duyan var  Sesini duyanlar bizimkiler  Bak yaşatmak için sana koşuyorlar  Ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan  Tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı  Betonu tırnaklarıyla deliyorlar  Çıkarsız hesapsız  Yüreklerinin susturamadığı sesini  Elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine ... Devamı

Damdaki Kemancı - Ah Bir Zengin Olsam

2015-04-28 23:31:00

…“İnsanın talihi oldu mu, her yandan koşup gelir ona ve bunun için ne akıl ne de beceri gerekir”. Ama Allah korusun, talihin yok mu, o zaman çatlayıncaya kadar söylesen, geçen yıldan kalma kar kadar faydası olmaz. Nasıl derler: “Kötü bir beygire karşı ne bilgelik kâr eder ne de öğüt…” Joseph Stein  Devamı

Ece Ayhan'dan Anahtarlar.

2015-04-17 17:01:00
Ece Ayhan'dan Anahtarlar. |  görsel 1

Çünkü kapıları götürüyorlar (öyle yanlış ki) Cam kırıkları üzerinde Gülüyor ve Gülen artık çingene gülen artık çingene değildir değil mi değil bilmem şu uzakta odaların pancurlarını açmışlar açmışlar mı açmışlar denize karşı (deniz yoktur ya) İçerdekiler içerlerde. Dışardakiler dışarlarda kalmışlar. Kalmışlar mı kalmışlar.Anahtarları çalan bir çingenedir. Bir çingene mi bir çingene bireeE . - Ece Ayhan , Anahtarlar  ... Devamı

Ah İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır.

2015-04-16 17:58:00
Ah İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır. |  görsel 1
Ah İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır. |  görsel 2
Ah İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır. |  görsel 3

Toprağında şiir çiçekleri açsın. - "Ah! İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır!" Devamı

Bağışlama Bizi

2015-04-08 00:02:00

Dört yaşlarında bir kız çocuğu. Fotoğraf makinesini silah sanarak ellerini kaldırıyor. Sevgiden önce ölümü öğrenmiş. Anne kucağından önce korkuyu. Evlerin dışa açılan kapılarını ölüm biliyor, yoldan geçen herkesi eşkıya. Yaşını masallarla değil silah sesleriyle büyütüyor. Yürümeden önce koşmayı öğrenmiş. Konuşmadan önce susmayı. Yıkılan duvarların, yanan şoselerin fotoğrafları geçiyor rüyalarından her gece. Bir karanfilin gülümseyişini bilmiyor meselâ. Ama yıldızların ve dağların üşüdüğünü hissediyor. Kırık kanatlı kuşlar düşüyor sabahları uykusuna. Uyanır uyanmaz ölü bir kelebeğe dönüyor güneş. Göğün mavisinden çok bulutların öfkesini görüyor. Gülebilse, yüzü çiçek evi. Bir çileğin düşü, erkenden açan menekşe elleri. Ekmeğin buğusundan önce taşın soğukluğunu öğrenmiş. Doğmadan önce saklanmayı. Barbarların kirli yüzleri geçiyor yanından, sağır duyguları. Bir anlayabilse olup biteni, kuş gibi hafifleyecek belki. Bez bebekleri ve kurdeleleri yok meselâ. Bir parkı boydan boya koşacak sevinci de. Uzaklara bakıyor, “güzel bir yer midir oralar” diye soruyor herkese. Gözleri yoksul kara, saçları kör bir makasla kesile kesile… düşüyor yeryüzüne. Öyle bir kız çocuğu işte, bakışını yollara eke eke. Değip geçiyor, barut ve kan kokularından, suların kalbine. Omuzları dünya yükü, salıncak ağrısı. Çıt diye kırılacak dokunsa biri, uykusundan uyanacak. Öpülmeden önce vurulmayı öğrenmiş. Gülmeden önce küsmeyi. Ah güzel çocuk! Sana güler yü... Devamı