Atatürk'ün Ölümü - Cenazesinin Defnedilmesi | Resimli Anlatım (1

2013-11-09 19:26:00
(10 Kasım 1938 - 10 Kasım 1953)


 

Dolmabahçe Sarayı, İstanbul, 10 Kasım 1938


 
Bütün hayatı mücadele içinde geçen Atatürk’ün 1937 yılının sonlarına doğru sağlığı bozulmaya başlamıştı. Buna rağmen o dönemde yoğun bir biçimde bitmeyen bir heyecanla Hatay'ın ana vatana dahil olması için çalıştı. Kendisinde mevcut karaciğer kifayetsizliği Ocak 1938'de daha da belirginleşti. Büyük Önder son günlerini İstanbul’da sürekli doktorların gözetiminde geçirdi. 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini kapadı. Ölümü bütün dünyada derin akisler yaptı ve büyük üzüntü yarattı.

Atatürk’ün vefatı, müdavim tabipleri Prof. Neşet Ömer İrdelp, Prof. Mim Kemal Öke ve Dr. Nihad Reşat beyler ile müşavir tabipler Prof. Akil Muhtar Özden, Prof. Hayrullah Diker, Prof. Süreyya H. Serter, Dr. Kamil Berk ve Dr. Abravaya Marmaralı tarafından yazılan şu raporla tespit edildi: “Reisicumhur Atatürk’ün umumî hâllerindeki vehamet dün gece saat 24’te neşir edilen tebliğden sonra her an artarak bugün, 10 İkinciteşrin 1938 Perşembe sabahı saat dokuzu beş geçe büyük şefimiz derin koma içinde terki hayat etmişlerdir. 10 İkinciteşrin 1938.” 

Atatürk'ün naaşı, Dolmabahçe Sarayı salonunda özel bir katafalka yerleştirildi. Türk bayrağına sarılı ve başında silâh arkadaşlarının nöbet tuttuğu mukaddes tabut, üç gün müddetle milletin ziyaretine bırakıldı.



Dolmabahçe Sarayı, İstanbul, 16 Kasım 1938


 
Cenazenin Ankara'ya nakil işlemi 19 Kasım Cumartesi günü yapılacaktı. Nakil hazırlıkları bugüne kadar sürdürüldü. Atatürk’ün naaşı Dolmabahçe’den çıkarılmadan hemen önce, Ord. Prof. Şerefettin Yaltkaya tarafından cenaze namazı kıldırıldı. Kortej, Galata Köprüsü’nü geçecek, tabut Sarayburnu rıhtımına yanaşmış Zafer torpidosuna, oradan Yavuz zırhlısına çıkarılacaktı. Daha sabahın ilk ışıklarından itibaren çok sayıda vatandaş güzergâhı doldurmuş bulunuyordu. Atatürk’ün naaşı, 20 Kasım'da Ankara'ya getirildi.



Dolmabahçe Sarayı, İstanbul, 16 Kasım 1938


 
Cenazeyi Ankara garında başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Meclis Reisi Abdülhalik Renda, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, bakanlar, milletvekilleri, komutanlar olmak üzere protokolde bulunan bütün zevat karşılamıştır. Başbakan Celal Bayar, beyaz trende, tabutun arkasındaki vagonda Atatürk’ün Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak ve bazı eski arkadaşları ile beraber İstanbul’dan gelenler arasında idi.


Subaylar saygı nöbetinde, Dolmabahçe- İstanbul, 20 Kasım 1938




 
Türk bayrağına sarılı tabut, istasyondan Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde hazırlanan katafalka konulur. Halkın ziyareti başlar. Burada komutanlar ve silâh arkadaşları tarafından tutulan saygı nöbeti, 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.30’da başlamış, 21 Kasım 1938 Pazartesi törenin başlayacağı 09.00 saatine kadar devam etmiştir. Her rütbeden 6 subayın yer aldığı 45 “nöbet postası” ile bu saygı nöbeti gerçekleştirilmiştir.


Etnoğrafya Müzesine ilerlerken, Ankara, 21 Kasım 1938



 
21 Kasım'da büyük törenle Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine kondu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Çanakkale'de ve diğer muharebelerde ona karşı savaşmış yabancı generaller törende bilhassa dikkati çekiyordu. Atatürk’ün aziz naaşı, 10 Kasım 1953 tarihinde yapılan büyük bir devlet töreni ile Etnografya Müzesi’ndeki muvakkat (geçici) kabirden alınarak; Anıtkabir’deki ebedî istirahatgâhına tevdi edildi.
Anıtkabir’e nakil törenine Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, İsmet İnönü, TBMM Başkanı Şükrü Saraçoğlu ve Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan hanımefendi başta olmak üzere; bütün mülkî ve askerî erkân ile kalabalık bir halk topluluğu katıldı.


Korteje katılan Makbule Atadan, 2’nci Cumhurbaşkanı 
İsmet İnönü ve devlet erkânı, Ankara, 20 Kasım 1938




Yazı Kaynakları:
Kocatürk, Utkan; Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2007.
Leventoğlu, Mazhar; Atatürk’ün Vasiyeti, Bahar Matbaası, İstanbul, 1968. 
Soyak, Hasan Rıza; Atatürk’ten Hatıralar II, İstanbul, 1973.
 


 
«Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. 

Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.. » 
Mustafa Kemal Atatürk - Ankara, 1933

 
Subaylar saygı nöbetinde, Dolmabahçe- İstanbul
 




Ata’nın ölümüne üzüntüsünü gösteren halk 
İstanbul, 19 Kasım 1938
 



 



 





















Atatürk’ün naaşı Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrılırken 
İstanbul, 19 Kasım 1938
 




İstanbul, 19 Kasım 1938
 




 
«Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.» Mustafa Kemal Atatürk - Ankara, 1933














Atatürk’ün naaşı Sarayburnu’ndan Zafer torpidosuna 
nakledilirken, İstanbul, 19 Kasım 1938




















Atatürk’ün naaşının İstanbul’dan Ankara’ya taşınmasında 
Haydarpaşa Tren İstasyonu’nda yapılan tören, 19 Kasım 1938







Atatürk’ün naaşını taşıyan özel trenin Ankara’da karşılanışı, 
20 Kasım 1938






Ankara, 20 Kasım 1938





Atatürk’ün naaşı özel trenden alınırken, 
Ankara, 20 Kasım 1938






Ankara, 20 Kasım 1938





Ankara, 20 Kasım 1938





TBMM’deki katafalkın önünde ordu erkânının 
tazimlerini sunuşu 
Ankara, 20 Kasım 1938





Ankara, 21 Kasım 1938





Büyük Ata’sına son görevini yapmak üzere 
korteje katılan halk
 Ankara, 21 Kasım 1938

 

«Siz, genç arkadaşlar; yorulmadan beni izlemeye söz vermişsiniz. İşte ben bilhassa bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni izlemektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir hâldir. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki işte bu kuvvet, yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.» Ankara, 1937



Ankara, 21 Kasım 1938




 



 












Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı 
Mareşal Fevzi Çakmak ve devlet erkânı, Ankara, 21 Kasım 1938






Atatürk’ün naaşını, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Etnoğrafya 
Müzesindeki yerine yerleştirirken, Ankara, 21 Kasım 1938





Atatürk’ün naaşı, Etnoğrafya Müzesindeki yerine 
yerleştirildikten sonra, 
Ankara, 21 Kasım 1938.

 
«Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.» M.Kemal Atatürk

 
Atatürk’ün 21 Kasım 1938’den 10 Kasım 1953 
tarihine kadar Etnoğrafya Müzesinde yattığı yer





Atatürk’ün naaşı ebedî istirahatgâhı Anıtkabir’e getirilirken
Ankara, 10 Kasım 1953








Atatürk’ün naaşı hitabet kürsüsünde, Ankara, 10 Kasım 1953




3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın 10 Kasım 1953’te
yapılan törendeki konuşması, Ankara, 10 Kasım 1953

«Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.»




NotKonudaki fon müziği Can Atilla / İstanbul (Constantinopole) konuya ayrı bir anlam katmış.Blogumda yayınlamama vesile olan arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum.Ruhun şadolsun ATAM mekanın cennet olsun. 
 

 

0
0
0
Yorum Yaz