Benerci Kendini Niçin Öldürdü | Birinci Kısmın Sonuncu Babı

2014-01-10 13:58:00

Birinci Kısmın Sonuncu Babı

I

Benerci'den Aldığım Mektuptur

Benerci'den şöyle bir mektup aldım, aynen neşrediyorum:

"Sana verdikleri zaman 
                                    bu 
                                      mektubu 
belki ben çoktan 
                  nokta 
                      son 
                            demişimdir. 
Bu sefer dostların taşını değil, 
mendebur bir kurşunu kafamdan yemişimdir.

Nâzım, 
biliyorum, 
ölümün önünde rol kesip 
      Hamlet gibi budala, 
                     Verter gibi komik olmamak lâzım.

Nâzım, 
bilmiyorum, ne haltedeyim? 
                Nasıl altedeyim? 
Şöyle bir poz alıp durmak 
              kendi kendini vurmak, 
                                kıyak iş doğrusu!

Bak, 
kapı komşum uyandı, 
       muslukta akıyor su, 
          yüzünü yıkıyor... 
İndi ıslık çalarak merdivenlerden 
                                                   sokağa çıkıyor...

Ben... 
Ne Hamlet, ne de Verter.
Neyse, geç... 
İşi anlatayım, 
     tıraş yeter...

Sokak karanlıktı. 
Senin, nefis 
                Mis 
                      dediğin 
birdenbire karşıma çıktı. 
Dedi ki: «Aylardır peşindeyim» 
dedi ki: «telâş içindeyim, 
                    nerdesin?» 
Daha birçok şeyler dedi korkuya, aşka dair. 
Eklendi hatıralar hatıralara. 
Sonra, 
«Nereye gidiyorsun?» dedi, «eve geldik» dedi, 
                                                           «içeri gir.» 
Onun evine girdik. 
Ev karanlık ve bomboştu. 
Yatak odası, lamba yandı, konuştum: 
— Bana bir bardak 
                    dumanlı, kırmızı, sıcak 
                                             çay, dedim.

Çıktı dışarı. 
Baktım karşıda çanta. 
Hani taaa 
         onun yolda düşürdüğü 
         ben Benerci serseminin gördüğü 
                                   siyah podüsüet çanta.

Açtım: 
    Kâatlar. 
Okudum: 
    İntelicent servis raporları, 
    ve yeni bir tevkifat listesi var. 
                    Benim ismim yok.

Anladım. 
İçeri girdi o, 
bardağı bıraktı. 
Yüzüme, elime, çantaya baktı. 
Bakıştık.

Tuttum omuzlarından. 
Başını vurdum duvara 
                         vurdum... 
Duvarda kan. 
Vurdum duvara...

Sonra... 
         Sokak... 
               Tramvay yolları 
                   tramvay yolları, 
                         sağları, solları 
bomboş, uçsuz bucaksız tramvay yolları... 
Nefes nefese koşarak 
      sonra teker teker 
                              merdivenler.

Durdum. 
Odam. 
Dargın bir kaş gibi kımıldandı tokmağın sapı. 
Açıldı kapı. 
Oturdum. 
Kalktım. 
Odanın ortasında dolaştım biraz. 
Sonra 
      baktım 
            duvarlara. 
Dışarda şafak atmış, 
duvarlar bembeyaz. 
Baktım duvarlara. 
Sonra 
      sağ elim art cebimden 
                            brovniği çıkardı. 
Ağzımda cıgara vardı. 
Acı geldi tütün 
            tükürdüm. 
Şarjörü sürdüm. 
Kurşun 
       namlunun içindedir. 
Kalbim 
           hudut haricindedir... 
Şimdi benden sana son göz 
                                son söz 
                                son ses: 
                                S.. O.. S!. 
                                S.. O.. S!. 
                                S.. O.. S!. 
 

II

Kalküta'ya Gidip Benerci'yi Ne Halde Buldum?

Ya yattı karanlık sulara 
                yahut da yatıyor. 
İmdat işareti var, 
           ışıklı bir umman gemisi batıyor... 
                                                  dedim. 
Gözleri kanlı bir kurt gibi mesafeleri yedim, 
                                    yetiştim Kalküta'ya... 
Gökten bir kartal gibi alçalarak 
                            girdim yedinci kattaki odaya.

O ne? 
Benerci yazı yazıyor ıslık çalarak... 
Dipdiri! 
Teresin keyfi yerinde... 
Ne mükemmel bir ışık var 
                                    beni gören gözlerinde. 
Gözlerinin içine güneş vuruyor.

Masada bir portakal duruyor, 
               soluyarak soyup yedim. 
— Haydi be herif, anlat! dedim... 
 

III

Ölüsünü Bulacağımı Zannettiğim Halde Karşıma Yazı  Yazar Ve Islık Çalar Bir Vaziyette 
Çıkan Benerci'nin"Anlat Be Herif" Feryadım Üzerine Bana Anlattıkları:

— En yakınlarım, en yakın dostum 
                     taşladılar beni, taşladı. 
Ve mavi gözlü kadın yoldaşlarımı satıp 
                       başımı bana bağışladı... 
Karardı içim 
Karardı içim... 
Kulaklarımda kazma sesleri. 
İçimde ıslak 
        bir toprak 
                   kazılmaya başladı. 
Girdim yarı belime kadar 
             dumanlı sıcak karanlıklara...

— Sonra? 
— Çok şükür ki, sonrası senin 
kötü edebiyat yapmana yaramıyacak kadar sade, 
                                                           alelade!... 
Hani üstadın bir sözü var: 
«Boş Gecelerini Değil, 
  Boydan Boya Ömrünü Ver İnkilaba...» 
                                                                    diyor. 
Bu söz. 
        Virgül
Kocaman, çıplak bir alından bakan iki göz. 
                                              Virgül

Ve Ben işte sağım!
Anladım ki şunu
Çıkardım namludan kurşunu, 
onu dehşetli güzel günlere saklıyacağım... 
 

Birinci Kısmın Sonu

0
0
0
Yorum Yaz