Bursa | Yeşil Medrese | Türk ve İslam Eserleri Müzesi

2010-11-08 13:35:00

 

Bursa | Yeşil Medrese | Türk ve İslam Eserleri Müzesi


 


İlk Osmanlı medreselerinden olan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi diye de adlandırılır. 1414-1424 yılları arasında Yeşil külliyesi içinde I. Mehmed’in (Çelebi) emri ile mimar Hacı İvaz tarafından yaptırılmıştır.

 




Plan itibarıyla Anadolu Selçuklularının açık avlulu (eyvanlı) medreselerinin bir devamıdır. Yapı malzemesi olarak moloz ve kesme taş ile tuğla kullanılmıştır. Yıldız tonoz ile örtülü giriş eyvanından sivri kemerli bir kapı ve revaklı avluya girilir. Avluyu üç taraftan çeviren revaklar sivri kemerli olup, sondaki karşılıklı birer tanesi beşik tonoz, iki yan eyvanın önündekiler çapraz tonoz, diğerleri ise kubbeli tonoz ile örtülüdür. Revaklardaki sütun ve sütun başlıklarının bir kısmı Bizans Devrine aittir. Revakların arkasında 13 medrese odası, iki yan eyvan, tuvalet ve merdiven boşlukları vardır. Medresenin ikinci bir katı olduğu söylenirse de bu henüz ispat edilememiştir. Aynalı tonoz ile örtülü medrese odalarında birer ocak da bulunmaktadır. Medrese odalarının hizasındaki iki yan eyvan dilimli kemerlidir. Girişin karşısında bulunan ve kare bir mekân gösteren dershaneye iki taraflı merdivenle çıkılır. Kare mekândan kubbe kasnağına istalâktitli pantdantiflerle geçilir. Kubbe sekiz köşeli ve prizmatik Türk üçgenleri ile kaplı kasnak üzerine oturur. Kasnağın her kenarının ortasına birer küçük pencere açılmıştır.

Saçaklar kirpi saçak halindedir. Giriş eyvanındaki ahşap saçak orijinal olmayıp sonraki tamir devrelerine aittir.

Külliyenin diğer yapılarına göre medresedeki çini süsleme çok azdır. Çini süslemelerde mozaik çini ve renkli sır teknikleri kullanılmıştır. Giriş eyvanındaki ahşap kapı üzerinde bulunan yarım beşik tonoz ve batı yan eyvanın tavanı çini kaplıdır. Tavanın ortasında 20 köşeli bir yıldızdan gelişen geometrik motiflerle süslü çini bir tavan göbeği bulunmaktadır. Medresenin diğer çini süslemeleri dış cephede pencerelerin üzerinde bulunan sivri kemerlerin aynalarını dolduran üçgen, kare ve diğer şekillerdeki küçük firuze çinileridir.

 


Medrese çeşitli devirlerde tamir geçirmiş 19.8.1902 tarihinde Erkek Lisesi’nde açılan Bursa Müzesi 8.4.1930 tarihinde buraya nakledilmiştir. 1955 yılında tamir dolayısıyla ziyarete kapatılmış, yeni teşhir ve tanzim ile 1 Ekim 1956 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır. Son olarak 1972 Mart ayına kadar tekrar onarıma tabi tutulan medrese 22 Kasım 1975 günü Türk-İslâm Eserleri Müzesi olarak bugünkü şekli ile ziyarete açılmıştır.

Medrese Türk-İslâm sanatının üstün özelliklerini taşıyan 12.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar tarihlendirilmiş çeşitli eserler sergilenmektedir.

 

Batı Yan Eyvan



İki yan eyvanlarda teşhir edilen seramikler kronolojik olarak vitrinlere yerleştirilmişlerdir. 12-13. yüzyıl Selçuklu sırsız seramikleri ile yine Selçuk sırlı Rakka seramikleri ve çok nadir olan minai tekniğiyle yapılmış 12. yüzyıla ait çift kulplu bir vazo bu grubun güzel örnekleridir.

 




Osmanlı seramik gruplarının tümünün yer aldığı seksiyonda; İznik’te yapılmış ve Milet işi diye adlandırılan 14. yüzyıla ait kırmızı hamurlu seramikler, 15.yüzyıla ait mavi-beyaz seramiklerin en nadide örnekleri, yine 15.yüzyıl Haliç işi denilen küçük çiçek ve ince spiral kıvrımlarla süslü seramikler, 16.yüzyıl Şam grubu olarak adlandırılan buğulu renklerin hakim olduğu bir kadeh ve tabak, 16. ve 17. yüzyıl mercan kırmızısının görüldüğü Rodos grubu seramiklerinden tabak sürahi ve maşrapalar teşhir edilmektedir.

 

I. Oda



Karagöz sanatının çağımız üstatları Hayali Küçük Ali ve Hayali Osman Sözen’in yapıtları olan karagöz figürleri bu odada sergilenmektedir. Karagöz sanatında Türk halkının mizah gücü sahneye konmuş, konular daima yaşanmış cemiyet olaylarından alınmıştır.

Aynı odada tığ, şiş ve iğne ile yapılmış, içine konacak cisme göre “para, mühür, saat, tütün” kesesi olarak adlandırılan keseler teşhir edilmektedir. Ayrıca sim, inci, tırtıl ve boncuklarla işli atlas ve kadife gibi kumaşlardan yapılmış keseler de bulunmaktadır.

Keselerin bulunduğu vitrinlerin bir tanesinde ağızlık, nargile, tütün kutusu gibi keyif eşyaları, diğer vitrinde ise gümüş köstekler ve saat örnekleri teşhir edilmektedir.

 

II. Oda



Ahşap üzerine motifler oyularak içlerine fildişi, sedef, bağa parçaları gömme sanatı Ortaçağlardan itibaren uygulanmış, özellikle Osmanlılarda büyük bir gelişme göstermiş, 18.yüzyıldan sonra önemini kaybetmiştir. Bu odada bu sanata ait çeşitli kutular ve sehpalar teşhir edilmektedir.

 


Aynı odada teşhir edilen kapı tokmakları ahşap kapılarda kullanılırdı. Demir ve pirinçten yapılan kapı tokmakları kullanıldıkları yere göre şekil alırlar. Halka, sarkık, kulp, yılan, kuş gibi. Halka şeklindeki tokmaklar genellikle evlerde, yılan şeklindekiler kalelerde, “Yâ Hafız, Yâ Fettâh” yazılı olanlar da camilerde kullanılmıştır.

 


Ayrı bir vitrinde teşhir edilen alemler, bakır, tombak ve pirinçten yapılmıştır. Genellikle stilize edilmiş palmet, damla ve daire şeklinde olup bazılarının üzerinde ay motifi vardır. Üzerleri çeşitli yazılar ve nebati motiflerle süslüdür.

Ayrıca bu odada bir vitrinde çeşitli anahtar ve kilitler de teşhir edilmektedir.

 

Dershane



Binanın tek büyük salonu olan dershanede çeşitli eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında yazmacılık sanatından örnekler (yemeniler, kenarları sırma işli Bursa işi yağlıklar, bohçalar) ve yazma kalıpları bulunmaktadır. Kumaşın üzerine elle resmedilerek veya tahta kalıplarla basılarak desenlendirilmesine “yazma” denir. Yazmacılık ülkemizde bir halk sanatı olarak doğup gelişmiş ve en güzel örneklerini 16-17-18. yüzyıllarda İstanbul yazmaları ile vermiştir.

Müzenin zengin işleme koleksiyonunda bazı parçaların sergilendiği vitrinlerde bulunan yatak takımları, bohçalar, uçkur, kuşak, yağlık ve peşkirler Türk işleme sanatının bütün tekniklerini içermektedir.

Orta Asya’da doğan işlemecilik Türkler ile batıya geçmiştir. Türk işleme sanatının en güzel örnekleri 16.yüzyılda görülmüş, 18. yüzyıl sonuna kadar süren işlemelerin yerini 19. yüzyılda sırma ile işlenen ve “dival işi” diye adlandırılan işlemeler almıştır.

 


Maden sanatının bir kolu olan süs eşyaları arasında altın ve gümüş kemerler, kemer tokaları, bilezik, yüzük, küpe ve tepelikler ile gümüş ve ahşap arkalıklı aynalar yer almaktadır.

Aynı salonda bir vitrinde gümüş kakmalarla süslenmiş insan figürleri ve burçları tasvir eden 12-13.yüzyıl tunç Selçuk şamdanları ile kitabeli bir Memlük şamdanı, şerbet kazanı ve avize sergilenmektedir.

Türk maden sanatının en gelişmiş kollarından biri olan silahların üzeri altın, gümüş, fildişi kakmalarla süslenmiş, bilhassa Osmanlılar Devrinde silahları işleme sanatı zirveye ulaşmıştır. Bu salonda teşhir edilen silahlar içinde kesici silahlardan 18. yüzyıla ait eğri tabanlı ve hareli madenden yapılmış iki kılıç 17., 19.yüzyıllara ait yeniçerilerin kullandığı yatağanlar, Kafkas ve Osmanlı kamaları; vurucu silahlardan topuz, şeşper; ateşli silahlardan 17. yüzyıla ait fildişi kakmalı tüfekler ile 18-19. yüzyıllara ait altın bezeme ve gümüş kakmalı çakmaklı tabancalar; maden ve ahşap barutluklar bulunmaktadır.

Diğer bir vitrinde 17. yüzyıl İran silahları sergilenmektedir. Bunlar süsleme itibarıyla aşırı zengindirler, kabartma olarak yapılmış insan, hayvan figürleri ve nebati motiflerle süslenmişlerdir. Yer yer altın bezemede kullanılmıştır. Müzemizdeki kalkan, miğfer, kılıç ve kamalarda da bu tip süslemeler görülmektedir.

Bir diğer vitrinde çeşitli madenlerden yapılmış gülabdan ve buhurdanlar teşhir edilmektedir.

 

III. Oda



Bu odada gümüşten yapılmış ve çoğunluğu telkârî işlemeli olan çeşitli fincan zarfları, porselen ve lüle fincanlar, kahve güğüm ve değirmenleri ile ahşap kahve soğutucuları bulunmaktadır.

 


Aynı odada Türk maden sanatının çeşitli örneklerinden olan salep ve şerbet güğümleri ile bir vitrin içinde çeşitli bronz havanlar ve sedef kakmalı bir dibek teşhir edilmektedir.

 

IV. Oda



Türk maden sanatının ve Türk mutfağının zenginliklerinin birleşmesinden doğan madeni Türk mutfak eşyaları çeşit ve süsleme bakımından çok zengindirler. Mutfak eşyalarının bulunduğu bu odada Osmanlı Devrine ait çeşitli yemek kapları, siniler, ibrikler ile ağaç, kemik, sedef ve bağadan yapılmış kaşıklar ve Timurlu Devrine ait üzeri yivli ve ejder kulplu bir kap bulunmaktadır.

 

 
Doğu Yan Eyvan



Bu eyvanda 18-19. yüzyıl Kütahya seramiklerinin yanı sıra çeşitli cam eşyalar ve kumaşlar teşhir edilmektedir.

Cam eşyalar arasında gülabdan, laledan, şekerlik, daldırma, bardak, tabak ve ibriklerin yanında üzeri kitabeli Suriye işi bir sürahi bulunmaktadır. Diğer vitrinde teşhir edilen 19.yüzyıl Beykoz işi opal iyi şamdan ve bir ibrik ile üç adet çeşm-i bülbül baston müzenin gözde eserleri arasındadır.

 




Aynı yerde Bursa işi kadife kumaşlar ve Yeşil türbenin kapı perdesi teşhir edilmektedir. Türk kumaşları içinde ayrı bir yeri olan Bursa kadifeleri en güzel örneklerini 16.yüzyılda vermiş, 17. yüzyılda bir duraklama devri geçirip 18.yüzyıl sonunda diğer sanat kolları gibi gerileyip bozulmuştur.

 

V. Oda



Bu odada dergâh eşyaları sergilenmektedir. Dergâhlar camilerden ayrı yerlerde inşa edilir, içinde çeşitli bölümler bulunurdu. Dergâh ve tekkeler tarikat evleridir. Tasavvufa dayanan bu tarikatların kendilerine mahsus merasimleri, ibadetleri, itikatları, felsefeleri, eşya ve rütbeleri vardır.

Tarikat eşyalarından bazı örneklerin sergilendiği bu odada dergâh şamdanları, tesbih, müzik aletleri, müttekâlar, şifa tasları ile çeşitli tarikatlara ait kavuklar bulunmaktadır.

 

VI. Oda



İslâmiyette figürlü resim yerine yazı üzerinde sanatı bu yüzden çok gelişme göstermiştir. Yirmiden fazla yazı üslubu olduğu kaynaklarda belirtilir. En çok kullanılan yazı şekilleri olarak kufi ve sülüs çeşidi ile birlikte nesihi sayabiliriz.

Türk-İslâm sanatında yazıdan başka kitapları süsleme sanatı da çok gelişmiştir. Kitap sayfalarını altın yaldız ve renkli motiflerle süsleme sanatına tezhip denilir.

Müze el yazma kitap ve levhalar bakımından oldukça zengindir. Bu odada teşhir edilen Memlük Sultanı tarafından I. Beyazıd’a (Yıldırım) hediye edilen Kuran-ı Kerim müzenin en nadide eserlerindendir. 356 sayfadan ibaret olup, sülüs yazı ile yazılmıştır ve çok zengin tezhiplidir.

Kitapların içi kadar dış süslemesi de önemlidir. Kitapları ciltleme (ciltçilik) sanatı Osmanlılarda da çok gelişmiş ve en güzel örneklerini 16. yüzyılda vermiştir. Cilt örneklerinin bulunduğu vitrinde bunların yanı sıra rahle ve gümüş cüz kapları da sergilenmektedir.

Bu odada ayrıca bir vitrin içinde yazı takımları, kalemtıraş ve makaslar ile ayrı bir vitrin çeşitli pirinç şamdan ve fenerler bulunmaktadır.

 

VII. Oda


Türklerin yaşamında hamamın yeri büyüktür. Çeşitli hamam adet ve eğlenceleri vardır. Kaplıcalar şehri olan Bursa’da ise hamam ve hamam eşyalarının ayrı bir yeri olduğu gibi, havlu dokumacılığı da bu şehrin eskiden beri önemli sanatlarından biri olmuştur.

Bu odada eski bir havlu tezgâhının yanı sıra sim ve ipek işli çeşitli havlu ve havlu takımları, gümüş ve sedef işli takunyalar, hamam tasları, malzeme kutusu ve fildişi taraklar teşhir edilmektedir.

 

Şark Odası



Müzede bir şark odası düzenlenmiştir. Belirli bir devir özelliği göstermeyen bu odada, eski bir Türk odasının nasıl olabileceği ve ne gibi eşyaların bulunacağı gösterilmiştir.

Ayrıca tavan ahşap kaplanmış, çıtalarla bölünmüş ve ortasına müzenin eserleri arasında bulunan eski bir tavan göbeği konmuştur.

Müzenin avlusunda iki pencere vitrini içinde 19-20. yüzyıla ait Çanakkale seramikleri ile iki büyük şamdan, ayrıca daha öncede müzemize birçok eser kazandıran Fransız koleksiyoncu Joseph Soustiel tarafından hediye edilen üzerinde III. Selim’in portresi bulunan renkli kalem işi süslemeli bir sandık ve II. Mahmud’un tuğrası bulunan Edirnekâri, kabartmaları yaldızla boyalı ahşap bir beşik teşhir edilmektedir.

 

Yeşil Cadde
Tel : (0224) 234 49 18
Faks : (0224) 234 49 19
 

1220
0
0
Yorum Yaz