Kızılderili Kabileleri

2009-08-11 15:46:00

Kızılderili Kabileleri

Apaçiler

Apaçi adı bir Zuni kelimesi olan apachu'dan gelmektedir ve anlamı "düşman" dır. Kendi aralarındaki adları N'de ya da Dineh'tir, insanlar anlamına gelir. 1500!li yılların başlarında Athapascan halkından bir grup, anavatanları olan batı Kanada'yı terkederek şimdi Arizona, New Mexico ve dört köşe bölgesi olarak bilinen yerlere indiler. Buralarda Lipan, Jicarilla (İspanyolca'da derin içecek kaplarına istinaden söylenmiş bir kelimedir ve anlamı "küçük sepet"tir), Chiricahua, Tonto, Mescalero ve Beyaz Dağ Apaçileri olarak küçük kabile ve gruplara ayrıldılar.

Apaçiler göçebe insanlardı ve konik biçimde yapılmış, dört ayakla tepeye desteklenen çadırlarda (wicki-up) yaşarlardı. Avlanır ve yabani bitkiler toplarlardı; çok sonraları mısır ve kabak da ekmeye başladılar. Genellikle geyik derisi elbiseler giyerler, saçlarını uzatır ve açık bırakırlar, başlarına bir bant takarlardı. Erkekler de uzun, uçuşan edep yerlerini örten kalça etrafıyla bacak arsına sarılan örtü giyerlerdi. Yumuşak, hassas deri çarıkları kayalık, dikenli ve engebeli arazilerde çok önemliydi, çünkü binicilikten önce inanılmaz uzun mesafelerde iyi koşuculardı (buna rağmen atı ehlileştirmeyi kısa sürede öğrenmiş ve mükemmel biner hale gelmişlerdi). Temel silahları yaydı ve ateşli silahları aldıktan sonra bile uzun süre bunu kullandılar.

Apaçi kadınları özellikle gösterişili sepetler örerlerdi, bazıları lifleri arasından bir iğnenin bile geçemeyeceği kadar sıkı dokunurdu. Bebeklerini sırtlarında taşırlardı. Kadınlar aile yaşamında önemli rol oynarlardı; tüm ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilir, gerektiğinde büyücü hekimlik yapabilirlerdi.

Lipan Apaçileri, önceleri beyazlarla barış içindeydiler. 16. yüzyılda onlarla savaşmaya başladılar. Haşin göçebe istilacılar olarak Lipanlar batı Teksas ve Rio Grande'nin doğusunda kalan New Mexico'nun büyük bölümünü ele geçirmiş ve özellikle Meksika'da madenci veya göçmen haline gelmişlerdir. Cochise, Mangus Colorado ve Goyathlay, Esneyen Adam (gerenimo olarak tanınır) gibi ünlü şefleri vardı. Apaçilerin beyazlara yaptıkları saldırılar planlı değildi, bu kabilelerin çoğu beyaz Amerikalı ve Meksikalı'ların hilelerine, anlaşmaları bozmalarına ve katliamlarına kurban gitmişlerdir. 1880'lere kadar yine de boyun eğmemişlerdir.

Şimdilerde sayıları ancak 1500-2000 civarında olan Jicarillalar, New Mexico'nun kuzeyindeki yüksek dağlarda yaşamaktadırlar. White Mountain (Beyaz Dağ) Apaçileri Arizona'da ve New Mexico'da yaşarlar. 1905'de sadece 25 Lipan Apaçisi kurtulabilmişti ve bunlar Mescalero Apaçi Rezervasyonu'na yerleştirildiler.



Karaayaklar

Karaayaklar Algonquian kabilelerine bağlı üç gruptur; Siksikalar ya da Karaayaklar, Bloodlar ve Pieganlar. Siksikalar karaayaklı insanlar anlamına gelmektedir ve bir zamanlar siyah deri çarıklar giymiş olabilirler. Bloodlar ise muhtemelen isimlerini yüzlerine sürdükleri vermilyon(kırmızının bir tonu) rengi boyalardan almışlardır. Piegan'ın anlamı ise az ya da kötü giysi giymiş insanlardır.

Bu kabileler Kanada'dan yola çıkıp Kootenay ve Shoshoni'yi geçerek Montana'ya inmişlerdir. Kunduz aramak için av sahalarına giren tüm beyazları öldürdüklerinden, beyazlar ve kürk avcıları onlardan çok korkarlardı. Bizon sahasının kuzey sınrında yaşamalarına rağmen, Karaayaklar da diğer ova Kızılderilileri gibi çadırlarda yaşamış ve bizon avlamışlardır.

Pieagan'ların en temel törenleri güneş dansı ve savaşçı toplulukları tarafından düzenlenen Tüm Dostlar festivaliydi.



Cheyenne

Cheyenne adının anlamı Fransızca chien, "köpek" kelimesinden gelmektedir. bunun nedeni ise köpek yeme ayinleridir. Cheyenne'ler kendilerini tis-tsis-tas (insanlar) adıyla çağırırlar. iki ya da üç asır kadar önce büyük göller bölgesi'nden büyük çayırlıklara gelen bir algonquian kabilesidir. çadırlarda yaşayan bizon avcıları, usta biniciler ve cesur savaşçılardı. batıdaki sioux kabileleriyle çok yakındılar ve küçük boynuz'da custer'a karşı birlikte savaştılar. son savaşlardan sonra kör bıçak ve küçük kurt komutasındaki bir grup, eski av toprakları olan montana'daki topal geyikrezervasyonu'na doğru efsanevi bir yürüyüş yaptı. diğer bir grup olan güneyli cheyenne'ler ise oklahomada kaldılar.



Cherokeeler

Cherokee adı büyük olasılıkla bir Choktaw kelimesi olan ve Mağara İnsanları anlamına gelen chiluk-ki'den gelmektedir. Cherokee'ler 1876'daki Kızılderili Bürosu'nun raporlarına göre "en uygar" beş kabileden biridir. Bu kabileler Birleşik Devletler'i örnek alan anayasal hükümetlere ve komün fonlarına sahiptirler. Ayrıca beyaz komşularının yöntemlerine benzer biçimde çiftçilik yapmaktadırlar.

En zengin ve bereketli topraklar Cherokee'lerindi. Andrew Jackson ve Van Buren'in Kızılderililer'i temizleme politikası doğrultusunda General Winfield Scott tarafından yönetilen birlikler, beyazların bu topraklara yerleşebilmeleri için Kızılderililer'i sürdüler. Missisipi'nin batısındaki sözde Kızılderili Bölgesi'ne sürülmeleri sırasında üçte biri telef olan Kızılderililer, bunu Gözyaşı Sürgünü olarak anarlar.

Hayatta kalmayı başaran az sayıda Cherokee'nin büyük çoğunluğu bugün Oklahoma'da yaşamaktadırlar. Kuzey Carolina'daki Cherokee Rezervasyonu'nda yaşayan Cherokee'lerin sayısı 7000'e yükselmiştir.



Sioux

Sioux siyu diye okunur, liderleri Oturan Boğa olan ve 19. yüzyılda toplu tufekli amarikan askerlerini cok zorlamis, fakat dagilmaktan kurtulamamis olan Kızılderili toplulugu



Lakota

Lakota Sioux halkinin ana dili, konusan sayisi 6000... yerlesim yerleri kuzey ve guney dakota, kanadanin kuzeyi... halk 20 bin kisi olarak sayilsa da yeni doganlarin ve genclerin buyuk cogunlugu bolgelere gore ingilizce basta, fransizcayi ana dili olarak kullanmaktadir...

Aynı zamanda sioux halkını teşkil eden üç büyük koldan biri. mahpiu luta ve tatanka iyotake bu kola mensup kabilelerdendir.



Kızılderili Şefleri


Oturan Boğa

Oturan Boğa (1831-1890) (Tatanka Tatanka-Iyotanka, Tatanka Latince'de bizon anlamına gelmekte.) ünlü Kızılderili lideri. Hunkpapa Sioux kabilesi

Şefliğinin yanında büyücü doktor olan Sitting Bull Federal hükümetin esir aldığı son Sioux (Lakota) şefidir. İsminin anlamı (oturan boğanın) baskıya boyun eğmeyen, baskılara karşı oturarak ayak direyen boğa demekti.

Sioux’lar 1850 lerin başlarında beyazların yayılma hareketleriyle baskıları hissetmeye başladılar. Sitting Bull 1863 de Hunkpapa av bölgesini tehdit etmeye başladıkları ana kadar beyaz yerleşimcilere müdahale etmedi. O kendindeki liderliği 10 yaşında ilk bufalosunu avladığında ve ilk kez bir düşmana sezdirmeden yaklaşabildiğinde farkına vardı. Strong Heart derneğinin lideri oldu, sonra da Silent Eaters’ların seçkin ve önemli bir üyesi oldu. Bu grup kızılderililerin refahı için çalışıyordu. 14 yaşında ilk savaşına gitti, ilk kez askerlerle 14 yaşında karşı karşıya geldi. Lakota kabilesine 1868’de şef oldu.

Beyazlarla savaş Ft. Larami anlaşmasıyla 1868 de bitti ama Black Hills’de ( Bu bölge kızılderililer için kutsaldı) altının keşfi bölgede yine gerilimin artmasına sebep oldu. 1872 yılında demiryolu işinde çalışan beyazları koruyan askerlerle önemli çatışmalara girdiler. 1876 yılının Mart ayında Rosebud Creek’ de yapılan Lakota, Cheyenne ve Arapaholar’ın katıldığı Güneş Dansı töreninde Sitting Bull gelecekten haberler aldı.. Beyaz askerlerin gökyüzünden gelen çekirgeler gibi Lakota kampına üşüştüklerini gördü. Birkaç hafta sonra General George Armstrong Custer ve 7. süvari alayı yerlilerin kampına saldırdılar. Federal hükümet bu saldırıyla barışı açıkça tehdit etmişti. Ve orada birçok kızılderiliyle neredeyse tüm beyaz askerler öldü. 4 yıl sonra, buffaloların neslinin tükenmesi nedeniyle halkının yiyecek bulamaması Sitting Bull'u teslim olmaya zorladı. 1881 in çok sert ve insafsız bir kışında Sitting Bull ve hala onun yanında olan bir grup kızılderili federal askerlere teslim olmak zorunda kaldılar. 19 Temmuz1881'de o ve küçük oğlu elinde tüfeğiyle federal hükümetin ofisine gelerek teslim oldular. Sitting Bull dost olmak istediklerini göstermek istemişti ve “ kabilemin hatırlayacağı son esir ben olmak istiyorum” dedi.

Sitting Bull Güney Dakota’da Standing Rock’da kızılderililer için yapılmış kampta esir tutuldu. 1885’lerde kızılderililer beyazların seçtiği şeflerle yönetilir oldular. 1885'de Sitting Bull'e Buffalo Bill'in Vahşi Batı'sına katılması için rezervasyondan ayrılma izni verildi, haftada 50 dolar karşılığında ata binerek gösteri yapıyordu. Buna sadece 4 ay dayanabildi ve sonra ayrıldı. Standing Rock'a dönünce Sitting Bull Grand River'da (Grand Nehri) doğduğu yere yakın bir yerde küçük bir kulübede yaşadı. Rezervasyon kurallarına uymayı reddetti.

İki eşi ile birlikte yaşıyordu, hristiyanlığı kabul etmemişti ama buna rağmen Lakota'ların yeni nesil çocuklarının okuma ve yazma bilmesi gerektiğini düşündüğünden çocuklarını yakındaki bir Hristiyan okuluna gönderiyordu. Dönüşünden kısa bir süre sonra Sitting Bull mistik güçleri aracılığıyla Custer'ın uğrayacağı bozgunu gördüğü gibi yeniden geleceği gördü. Bu defa yanındaki tepenin üzerine inmiş bir tarla kuşu ona sesleniyordu. (Seni, kendi halkından olan Lakotalılardan biri öldürecek). 5 yıl kadar bir süre sonra bu kehanette doğru çıktı.

1890 sonbaharında Sitting Bull'a Hayalet dansı ile ilgili haberler geldi. Hayalet Dansı törenleri Beyazlar'ın kızılderili topraklarını terketmeleri ve kızılderililerin eski yaşamlarına yeniden kavuşmaları isteğinin ifadesiydi. Lakotalar bu törenlere Pine Ridge ve Rosebud Reservasyonlarında da katılmıştı. Federal hükümet için çalışan ajanlar yasaklanmış bu töreni hükümete haber verdiler.

Standing Rock kayalıklarında yapılan bu törene Sitting Bull hala çok sayılan ve sevilen mistik güçlere sahip bir lider olarak katıldı. Kicking Bear isimli bir Miniconjou Lakotalı Sitting Bull’e Federal hükümete bağlı askerlerin gelip onu tutuklayacağı haberini verdi. Hükümet ise oraya 43 Lakota polisini yollamıştı.

1890 Aralığının 15'inde günün ilk ışıkları doğmadan Sitting Bull'un kulübesini top ateşine tutular. Sitting Bull'un tarafında olan kızılderililer onu korumaya çalıştılar. Ama peşinden gelen Lakota polislerinden biri Sitting Bull'u kafasından vurdu. Kehanet gerçekleşmiş Sitting Bull halkından biri tarafından öldürülmüştü. Tanrıların üstün güçlerle donattığı bir bilge yaşamıyordu artık.

Sitting Bull North Dakota Fort Yates 'te defnedildi. Naaşı 1953'te South Dakota Mobridge'ye nakledildi. Mezarında nişan olarak granit bir mızrak vardı. O Lakotalılar arasında yalnızca parlak fikirleri olan ve korkusuz bir savaşçı olarak değil aynı zamanda çok iyi bir baba, yetenekli bir şarkıcı, cana yakın ve arkadaş canlısı bir insan, derin bir din bilgisine (Şamanizm) sahip ruhani lider ve kutsal güçlere sahip bir şef olarak hatırlanmaktadır.


Şef Joseph


Şef Joseph’in (1840 – 1904) adı insanlarının arasında İn-mu-too-yah-lat-lat’dır. (sudan toprağa düşen yıldırım)

Şef Jozef federal hükümetin onları kamplara yerleştirmek için zor uygulamasına karşı kabilesiyle birlikte büyük direniş göstermiştir. Bölgeye gelen Levis ve Clark adındaki iki misyoner yerlilere sürekli beyazlarla birlikte yaşayabileceklerini anlattılar. Jozef çocukluk çağının büyük bölümünü böyle Hristiyanlığı yaymaya çalışan misyonerlerin yakınında geçirdi.

1855 de Şef Jozef’in babası olan yaşlı Jozef federal hükümet’le insanlarını onlara ayrılan bölgenin içinde tutacak bir anlaşma imzaladı, 1863 de bir başka anlaşma daha imzaladı. Ama bu anlaşmayı kabilesi hiçbir zaman kabul etmedi.

Bu ikinci anlaşmanın (uygulanmayan ve kabul edilmeyen anlaşma) ardından şefliğe oğul Jozef geldi. (1877) Sonraki aylar savaş ve zorluklarla geçti. Halkın çoğu Federal Hükümet tarafından Oklahoma’daki toplama kamplarına gönderildi. Gidenlerin çoğu açlıktan ve sıtmadan, öldü.

Jozef kendi ülkesine dönebilmek için herşeyi denedi. 1885 de kabilesinin çoğu üyesiyle birlikte Washington’a yine bir kampa gönderildi. Daha sonraki yıllarında ise pek çok kızılderili şefi gibi ülkesinden uzak bir sürgün olarak öldü. Oysa 1879 da tüm Amerika vatandaşlarına eşit haklar verilmişti. Ama Jozef bir daha topraklarını göremedi. Kamp doktoruna göre o üzüntüden ölmüştü.



Geronimo


Geronimo On dokuzuncu yüzyılda yaşamış Amerikan kızılderili lideri. Beyazlara karşı mücadele veren kahraman ve son kızılderili olarak anınmıştır.Hayatı1829'da Colorado eyaletinin güneyindeki kızılderili bölgesinde kızılderili bir baba ve beyaz bir annenin çocuğu olarak doğdu. Çocukluk ve gençliğinde, Amerikalıların ırkına yaptığı davranışları gördüğünden, beyazlara kin besleyen bir Apaçi olarak yetişti. Otuz yaşında, ölen babasının yerine geçerek Apaçilerin lideri oldu. Liderliğinin ilk senelerinde, bir kale komutanı terfi etme arzusuyla Geronimo'nun bölgesine baskın düzenledi. Kabilesinin tamamına yakını katledilen Geronimo, intikam almaya yemin etti. Kale komutanını öldürdü. Diğer kızılderililer tarafından kahraman ilan edilen Geronimo, Çeyen ve Sui kabilelerine bir süre başkanlık yaptı. Bir kaç sene sonra da Birleşik Devletlerdeki bütün kızılderililer Geronimo'nun liderliğini kabul ettiler. Bunun üzerine ABD senatosu, Geronimo'yu kızılderili liderliğine tayin ettiğini açıkladı.

Hayatının bundan sonraki kısmını kızılderili haklarını kanunla korumaya çalışarak geçiren Geronimo, 1909 senesinde doğduğu Colorado eyaletinde öldü.



Kızıl Bulut

"Beyaz adamlar bir daha ülkeme gelirlerse, onları cezalandıracağım." Benekli Kuyruk ile birlikte Büyük Ovalar'daki ilk Kızılderili direnişinin önderi olan Kızıl Bulut, Dakota topraklarından geçmesi planlanan Bozeman Yolu ve üzerindeki kalelere karşı büyük bir mücadele yürüterek, askerleri ve beyaz yerleşmecileri Kızılderili topraklarından püskürttü. Askeri mücadelenin sonunda yapılan anlaşma ile ( 1868) büyük bir siyasi başarı elde etti. Ancak anlaşmadan sonra doğu kentlerine yaptığı ziyaretler sonrasında beyazlara karşı savaş kazanmanın mümkün olmadığına inandı. Hayatının bundan sonraki bölümünü yapılmış olan anlaşmaları korumaya çalışmakla geçirdi. Ancak beyaz yerleşmecilerin tacizine uğrayan gençlerin Oturan Boğa ve Çılgın At gibi savaş şeflerinin etrafına toplanmasıyla halkı üzerindeki etkisini yitirdi.



Washakie

Washakie (wahsh'-uh-kee) 1804-1900 Wyomingdeki Doğu Shoshoni yerlilerinin şefidir. O savaşçılığı kadar beyaz keşifçilerle olan dostça ilişkileri ile de tanınmıştır. 1850‘lerde demiryolu yapımı için devlete yardım etti. Sorunları dostça çözmeye çalıştı. Dostluk ve barışla bütün sorunların çözülebileceğine inanıyordu. Fakat beyazlar onun bu barışcıl yaklaşımına daima savaşla ve yağmayla karşılık verdi. O bütün yaşamı boyunca halkının geleceği ve refahı için çalıştı.

“Beyaz adam bize verdiği sözü tutmuyor. Beyaz adam avlarımızı vuruyor, postlarımızı gaspediyor, sığırları otlaklarımızı tüketiyor. Sizin güçlü ve büyük hükümetiniz bizim haklarımızı savunmuyor. Onlar sözlerini tutmadı. Toprağımızı işlemek için aracımız yok. Ürünümüzü hasat edecek malzeme bırakmadılar. Hayvanlarımız hala güçsüz ve hala yiyeceğimiz yok. Gelişmek için okula ihtiyacımız var. Hala çocuklarımızın okulu yok.
"-Tekrar söylüyorum hükümet sözünü tutmuyor!—“



Little Crow ( Şef Cetanwakuwa )

Little Crow, Şef Cetanwakuwa (Charging Hawk)’ın yaşça en büyük oğludur. Beyazlar babasının adını yanlış tanımladılar. (Şahin kelimesi yerine Karga olarak anladılar. )Bunun uzantısı olarak ta oğlunu Küçük Karga olarak tanıdılar, seslendirdiler. Onun gerçek adı kendi halkı arasında Taoyateduta idi.

1840 da Babası Şef Cetanwakuwa kaza kurşunuyla kendini vurup, öldü. Babasının bu ani ölümünden sonra Little Crow halkına şef oldu. Babası tanınmış bir şefti. Diğer Sioux kabilelerinden farklı olarak babasının 3 eşi vardı. O babasının ilk eşinden olan oğluydu.Babasının 2. eşinden ve 3. eşinden de oğulları vardı. Liderlik mücadelesini kazanmak isteyen üvey kardeşleri ona bir suikast hazırladılar. Son dakikaya kadar başarılı giden bir plandı bu. Büyük bir şölen verilmişti ve iki fıçı viski getirmişlerdi. O kalabalığın arasında kimse ne olduğunu anlamadan onu öldüreceklerdi. Hem balta hem silahla saldırmışlardı. Bu suikastte kolu kırıldı ve hayat boyu izini taşıdı. Onu öldürmeye çalışan üvey kardeşlerinin arkadaşları bir savaş çıkacağından korktukları için çekildiler. Kabile konseyi genç kardeşleri yargıladı ve suçlu buldu. Kınandılar ve sahip oldukları herşeyi bırakarak orayı terketmelerine karar verildi.

Little Crow’un annesi ruh dünyasının ve fiziğinin güzelliğiyle tanınan bir şef kızıydı. Onu daha küçücükken buz tutmuş gölün sularına sokar sonra karlarda oynatırdı. Bunlar onun sinirlerini ve bedenini güçlendiriyordu. Karanlık koruluklarda tek başına geziyor, doğayı tanıyıp korkuyu yeniyordu.

”Oğlum eğer iyi bir lider olacaksan öncelikle sessizliği dinlemeyi öğrenmelisin. Sessizlikte ruhların konuşmaları vardır” demişti annesi. Little Crow’un annesi kocası ikinci evliliğini yaptığında onu terketmiş bir daha da evlenmemişti. Kabilesinin yanına dönmüş ve ölümüne dek orada kalmıştı. Little Crow çok genç yaşta şef olmasına rağmen halkına çok büyük hizmetlerde bulundu, kızılderili kabileleri arasında ve kızılderililerle beyazlar arasında ilşkileri düzenlemek ve barış için çaba gösterdi.

1991
0
0
Yorum Yaz