Ece Ayhan - Anahtarlar

2015-04-17 17:01:00
Ece Ayhan -  Anahtarlar  |  görsel 1

Çünkü kapıları götürüyorlar (öyle yanlış ki) Cam kırıkları üzerinde Gülüyor ve Gülen artık çingene gülen artık çingene değildir değil mi değil bilmem şu uzakta odaların pancurlarını açmışlar açmışlar mı açmışlar denize karşı (deniz yoktur ya) İçerdekiler içerlerde. Dışardakiler dışarlarda kalmışlar. Kalmışlar mı kalmışlar.Anahtarları çalan bir çingenedir. Bir çingene mi bir çingene bireeE . - Ece Ayhan , Anahtarlar          ... Devamı

Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda-Turgut Uyar

2014-05-29 22:12:00

Ey susam!.. Ey karanlık!.. Ey borçlarını ödemeyenler!.. Sen o ses misin en aşağılardan gelen!.. Karıştırın bütün otları o aşağlarda yıkın benim güvenimi, soğuk bir at olsun seslendigim ses, yıkın!.. Ben koşarım aşağlara, koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam… Ey her şey!.. Ey beni gülünç eden bitki sapları!.. Sessiz katlanmalarıyla…İçimde ölmüş çocukları sallayan vazgeçilmez uğursuz şarkının salıncağı!.. Ben durmadan en utandırıcı şeyleri hatırlasam. Nasıl camsı gürültülerle olacak her şey, ve sularla, ve nasıl artık arınamaz kirlenmiş olurum o zaman, yıkın!.. Ben koşarım aşağlara, koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam Ey bütün kadınlar uzak!.. Güneşi övmüyorum. Ve kanım ne güzel akıyor…Islak taşlıklarda. sanki her şey, sanki her şey!.. Katı yürekli kârcıların, yani büyük tecimenlerin uzaklardan getirip sunduğu kanlı pahalı bir tabak… ey yanan bir şey, yanan ve içilen bir şey, karanlıktı kanım bir şey, güneşe başkaldırmıştı kanım (…..) sanarak. Ben artık büyük kıyıları boylasam. ben koşarım aşağlara, koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam… Ey kimse yok!..ey bir mavinin unutulmasından arta kalan!.. Ey sen var mısın? Ey olma!.. Ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak gece olsa da sussam… Ben koşarım aşağlara koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam… Ey sür atlarını bacaklarımdan bağlayıp karışık ölümsıkıntııslakgülünçlüğü renkli camların!.. Bir göl bulacağız sonunda, develerin suyunu içip tuzunu bıraktığı, kirli ayakparmak aralarını yıkadığı cünüp adamların, burunları ... Devamı

İçimdeki Asi Kuş - Gülper Basmacı

2014-05-14 01:41:00
İçimdeki Asi Kuş - Gülper Basmacı |  görsel 1

İçimde bir kuş var ve nereye konacağını bilmiyor gibi. Keşke bilse… Gittiğinde “iyi” olacağını bildiği bir yer, yanındayken huzur bulacağı bir kimse olduğunu söylese; kırmaz peşinden sürüklenirdim onun. O ise çoğunlukla bilmiyor, bildiğinde de söylemiyor… Uçuyor sadece, nereye çarptığnın pek bir önemi yok; istemeden de olsa neyi kırdığının da öyle… Kızmıyorum, kızamıyorum ki ona. Ev sahibi olduğum halde sahibesi olamadığım asi bir kuş çünkü o… Benden başka umursayanı yok, kanat çırpıyor amaçsızca. Benim çok yorgun düştüğüm, onun nefessiz kaldığı; yine de yıllardır oynamaktan sıkılmadığımız bir çeşit kovalamaca oyunumuz bu… Nereye gitmesini öğütleyeyim şimdi ben ona, kimi sevsin, kime güvensin, ne yapsın? Onu ne mutlu eder, ne üzer, ne kızdırır? Bu sorular için güzel cevaplar bulunabilir elbet, ama ben onun yanıtlarını istiyorum “güzel ve mantıklı” olanlar yerine. Nereye konacağını bilmeyen asi bir kuş var içimde ve tümüyle bitkin düşmeden yolunu bulabilse keşke… Gülper Basmacı - ” İçimdeki Asi Kuş ” ... Devamı

Veda Mektubu | Gabriel García Márquez

2014-04-18 23:28:00
Veda Mektubu | Gabriel García Márquez |  görsel 1

Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay. Gabriel Garcia Marquez - Albaya Mektup Yok "Yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle sağlık durumu kötüleşen ve  inzivaya çekilme kararı alan Kolombiya’lı yazar Gabriel García Márquez,  yakın dostlarına bir veda mektubu gönderdi. Yazarın mektubu, değişik  dillere çevrildi ve İnternet üzerinden yayına verildi. İşte usta yazar Marquez’in duygu yüklü veda mektubu: *** Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm ins... Devamı

Benerci Kendini Niçin Öldürdü | Birinci Kısmın Sonuncu Babı

2014-01-10 13:58:00

Birinci Kısmın Sonuncu Babı I Benerci'den Aldığım Mektuptur Benerci'den şöyle bir mektup aldım, aynen neşrediyorum: "Sana verdikleri zaman                                      bu                                        mektubu  belki ben çoktan                    nokta                        son                              demişimdir.  Bu sefer dostların taşını değil,  mendebur bir kurşunu kafamdan yemişimdir. Nâzım,  biliyorum,  ölümün önünde rol kesip        Hamlet gibi budala,                       Verter gibi komik olmamak lâzım. Nâzım,  bilmiyorum, ne haltedeyim?                  Nasıl altedeyim?  Şöyle bir poz alıp durmak                kendi kendini vurmak,                          &n... Devamı

Benerci Kendini Niçin Öldürdü | Nazım Hikmet

2014-01-08 22:21:00
Benerci Kendini Niçin Öldürdü | Nazım Hikmet |  görsel 1

Birinci Bap Şehir      uzakta.  Genç adam                  ayakta.  Akıyor şehirden geçen nehir  genç adamın ayakları dibinden.  Genç adam       piposunu çıkarıyor cebinden                                      aranıyor kibriti.  Bakıyor akar suya         düşünüyor Heraklit’i,  düşünüyor büyük hakîm Heraklit’i genç adam…  Kim bilir belki böyle bir akşam,  böyle bir akşam,        Heraklit alnını                yeşil gözlü zeytinliklerde akan                                                        suya eğdi                                                        ve dedi:               «— Her şey değişip akmada,                ... Devamı

Murathan Mungan - Şairin Romanı

2013-12-23 22:05:00

"Bütün gücünü toplayıp Agabu'nun gözlerinin içine bakmayı denedi. Karşısında duran adam şimdi o denli ırak, o denli yabancıydı ki kendisine, paylaştıkları geçmişten yardıma çağırabileceği hiçbir hatıranın gölgesinde sığınamayacağından emindi."    - Şairin Romanı, Murathan Mungan Devamı

Cemil Meriç - Jurnal

2013-12-11 13:24:00

" Kuşlara benzer duygular. Nereden gelirler bilinmez. Kah çığlık çığlıktırlar, kah sesleri işitilmez. Bağrında güneşler tutuşmuyorsa selamlayıp geçerler seni. Bağrında güneşler tutuşmuyorsa selamlayıp geçerler seni. Kuşlar soğuk iklimi sevmez." - Cemil Meriç - Jurnal Devamı

Parmak İle Boyanmış Bir Naat | Celâl Fedai

2013-11-27 12:07:00

            Dilinin ucundan denize atlayan o adamı getirdim efendim  Kayalara çakıldı mı bilmem efendim ben sadece getirdim efendim   Siz istediniz diye değil siz istersiniz diyedir her eylediğim efendim  Efendim baş aşağı sallandım mağaralar içre yarasalarla efendim  Ayak ucuma düşse de getirirdim zor olsa da yaşarken sevmek efendim  Karşılamaya çıkardım deseydiniz kucaklarınıza düşerdi belki bu ölü efendim  Can havliyle koşturdum atım çatladı ben belki o olup da geldim efendim  Bir ölü nasıldır bu halli nasıl bilebilirim affınıza sığınırım efendim  Efendim dalından kozalakları düşünce çamların böyle düşüyor dibine  Ben belki dibiyim denizin belki yüzeyi efendim bu yağmur mu efendim  Ben diyeyim ki düştü başkası diyecek nasılsa atladı aşağı duruşu eğreti  Ne varsa şu yeryüzünde insandan gayrı eğreti değil mi efendim  Üzerine sakız yapışmamış saçları etinden ayrık kalbi çatal efendim  Düştü kayboldu bir dişi serçe dokunmuştu belli ki ballı bir duta efendim  Üzerim ıslak koşan daha bir üşüyor yaşamın yalımından efendim  Dökülen dilimdendir uzun susmuşum çok mu konuşuyorum efendim  Biraz dinlensem dilim açılır konuşan ben kulun olmam korkarım  Düşerken sevdim bu adamı bir ümit işte yetiştireyim dedim efendim  Dili mi düştü ağzının mahzeninden mahzeni mi damladı dilinden  Ben seçemedim efendim boynu öpülesi uzundu serçelere efendim  Nasıl oldu da huzurdayım sevineyim mi bu kırık boynun omuzlarına  Efendim nasıl da severim efendim deyip durmayı efendim de efendim ... Devamı

Kuzgun | Edgar Allan Poe

2013-11-18 23:44:00

  Kuzgun Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan, Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden, Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan; “Bir ziyaretçidir” dedim, “oda kapısını çalan, Başka kim gelir bu zaman? ” Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi, Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman, Işısın istedim şafak çaresini arayarak Bana kalan o acının kaybolup gitmiş Lenore`dan, Meleklerin çağırdığı eşsiz, sevgili Lenore`dan, Adı artık anılmayan. İpekli, kararsız, hazin hışırtısı mor perdenin Korkulara saldı beni, daha önce duyulmayan; Yatışsın diye yüreğim ayağa kalkarak dedim: “Bir ziyaretçidir mutlak usulca kapıyı çalan, Gecikmiş bir ziyaretçi usulca kapıyı çalan; Başka kim olur bu zaman? ” Kan geldi yüzüme birden daha fazla çekinmeden “Özür diliyorum” dedim, “kimseniz, Bay ya da Bayan Dalmış, rüyadaydım sanki, öyle yavaş vurdunuz ki, Öyle yavaş çaldınız ki kalıverdim anlamadan.” Yalnız karanlığı gördüm uzanıp da anlamadan Kapıyı açtığım zaman. Gözlerimi karanlığa dikip başladım bakmaya, Şaşkınlık ve korku yüklü rüyalar geçti aklımdan; Sessizlik durgundu ama, kıpırtı yoktu havada, Fısıltıyla bir kelime, “Lenore” geldi uzaklardan, Sonra yankıdı fısıltım, geri döndü uzaklardan; Yalnız bu sözdü duyulan. Duydum vuruşu yeniden, daha hızlı eskisinden, İçimde yanan ruhumla odama döndüğüm zaman. İrkilip dedim: “Muhakkak pancurda bir şey olacak; Gidip bakmalı bir kere, nedir hızlı hızlı... Devamı

Şirâze’den Şirâze’ye

2012-08-03 13:32:00
Şirâze’den Şirâze’ye |  görsel 1

Zenyn ki alır gözlerimi zeberced yanında az/Kararan gökten ağan üzerimize safi naz/dediler çeyrek saat var, bekle… Güneş doğdu, battı; günler aylara dolandı, yıl oldu Şirâze dedim sonra yorgun: “çeyrek saat ne kadar uzun.”Karşılık derinden geldi: “senin çeyrek saatin bizimkine uymaz.”Kuzey’in öykülerini bilirsin, mistik tarafı vardır insanı içine çeker; kaybolursun…Kış gelir kaybolduğun yerde acıyla burkulursun.Sonra, yaşanabilecek tek yer bıraktığın yerdir gerçeği doğar fikrine, dönüşe durursun,Oyalı yazmamı dolayıp başıma yolunu gözlerim Şirâze,Dağlar aşmadan, çölde bir donup bir yanmadan,boğulmadan gizeminde tarihin dönüş olmaz. küçük adımlarla büyük adımlar eş ölçmese de sağlam inancın kısaltır mesâfeleri.  Aynı yerdeyim;aynı tavır,aynı hâl üzereyim.Devrana her katılan derviş ile halkada dönerken ben,sevdalandığım mekâna adımın yazıldığı fısıldanır kulağıma…Sensiz mi gideceğim? Yalnız doğulur,yalnız yürünür,yalnız ölünür mâdem:yalnız edeceğim senden şikâyet. Nâkâm olan nâdandır varlığından aşkın, çarnaçar döner geri nâdim olan da vakitsiz çalar kapıları, yitirdiğinde anar ah ile geçmişi/ah dediğin ufak bir inilti, noktası seyran/ah işte bir sona seyelân Demedim seni kimseye, harf harf gizledim;sözü verdim Tibes’in baktğı vadiye kendimden bile gizlemişim adın silinmiş, şimdi isim isim dolanışım bundandır Şirâze. Kışları ısınma derdine düştü, yazları andı çokça kar altında; burası Muskovi yenilmese de Şirâze sertleşti elleri, yüreği, sonra yüreğine düşen çiğ tanesi seyredişim bundandır verâdan hi&cc... Devamı

Akçakavak | Paul CELAN

2012-08-02 14:12:00
Akçakavak | Paul CELAN |  görsel 1

  Akçakavak, yaprağınla ak-pak bakarsın ya karanlığa, Ak düşmemişti hiç annemin saçlarına. Karahindiba, Ukrayna ne kadar yeşil, Sarışın annemse dönmedi yuvasına. Yağmur bulutu, kaynağın kurudu mu? Benim sessiz annem ağlar tüm insanlara. Çember-yıldız, bağlıyorsun o altın kurdelayı, Bir kurşunla annem kalbinden aldı yara. Meşe kapı, kim çıkardı rezelerden seni? Benim tatlı annem gelmeyecek bir daha Çeviri: Ahmet Necdet-Gertrude Durusoy Devamı

Cemal Süreya - 8.10 Vapuru

2012-07-31 16:06:00
Cemal Süreya - 8.10 Vapuru |  görsel 1

“Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var Banyonun buzlu camı Birkaç gün görünmedin Okul şarkıları var Sesinde ne var biliyor musun Ev dağınıklığı var İkide bir elini başına götürüp Rüzgarda dağılan yalnızlığını Düzeltiyorsun. Sesinde ne var biliyor musun Söyleyemediğin sözcükler var Küçücük şeyler belki Ama günün bu saatinde Anıt gibi dururlar Sesinde ne var biliyor musun Söyleyemediğin sözcükler var.”   8.10 Vapuru / Cemal Süreya Devamı