Şehzade Beyazıt'ın Kanuni'ye Yazdığı Mektuplar

2014-06-05 21:00:00

Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu Şehzade Beyazıt'la Yazışması Güzel şiir yazan ve şiirlerinde Şahsî mahlasını {takma adını) kullanan Şehzade Beyazıt'ın babasına yazdığı manzum yakarış mektubu ile Kanunî'nin bu mektuba verdiği cevabı. ŞEHZADE BEYAZIT'IN MEKTUBU Ey seraser âleme Sultan Süleyman'ım baba, Tende Canım, Canımın içinde cananım baba, Bayezîd'ine kıyar mısın benim canım baba Bigünahım, Hak bilür, devletlü sultanım baba.   Enbiya ser-defteri yani ki Âdem hakkıçün, Hem dahi Musî ile îsî-i Meryem hakkıçün, Kainatın server-i ol Ruh-i âzam hakkıçün, Bigünahım, Hak bilür, devletlü sultanım baba. Sanki Mecnun'um, bana dağlar başı oldu durak, Ayrılıp bilcümle mal ü mülkten düştüm ırak, Dökerim göz yaşını vâhasretâ, dâd-el-firak, Bigünahım, Hak bilür, devletlü sultanım baba.   Kim sana arzeyleye hâlim, eya şah-ı kerim, Anadan, kardeşlerimden ayrılıp kaldım yetim, Yok benim bir zerre isyanım sana, Hak'tır alîm, Bigünahım, Hak bilür, devletlü sultanım baba.   Bir nice ma'sumum olduğun şeha bilmez misin? Anların kanına girmekten hazer kılmaz mısın, Yoksa ben kulunla Hak dergahına varmaz mısın, Bigünahım, Hak bilür, devletlü sultanım baba.   Hak Taâlâ, kim cihanın şahı etmiştir seni Öldürüp ben kulunu, güldürme şahım düşmeni Gözlerim nuru oğullarımdan ayırma beni Bigünahım, Hak bilür devletlü sultanım baba Tutalım iki elim baştan başa kanda ola, Bu meseldir, söylenir kim "kul günah itse n'ola" Bayezîd'in suçunu bağışla, kıyma bu kula, ... Devamı

Biraz Uyu -Hadi Şimdi Biraz Uykusuzca Uyuyalım

2014-05-30 09:40:00
Biraz Uyu -Hadi Şimdi Biraz Uykusuzca Uyuyalım |  görsel 1

"Nefes alamıyorsan ,açıklayamıyorsan Tutunamıyor , kanatlanamıyorsan Ve artık başaramıyorsan. Olsun , olsun varsın, Şimdi uyu.. Biraz uyu." ( Ve her gece sabret diye saçlarımda dolaşan Tanrı'nın elleridir )   Devamı

Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda-Turgut Uyar

2014-05-29 22:12:00

Ey susam!.. Ey karanlık!.. Ey borçlarını ödemeyenler!.. Sen o ses misin en aşağılardan gelen!.. Karıştırın bütün otları o aşağlarda yıkın benim güvenimi, soğuk bir at olsun seslendigim ses, yıkın!.. Ben koşarım aşağlara, koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam… Ey her şey!.. Ey beni gülünç eden bitki sapları!.. Sessiz katlanmalarıyla…İçimde ölmüş çocukları sallayan vazgeçilmez uğursuz şarkının salıncağı!.. Ben durmadan en utandırıcı şeyleri hatırlasam. Nasıl camsı gürültülerle olacak her şey, ve sularla, ve nasıl artık arınamaz kirlenmiş olurum o zaman, yıkın!.. Ben koşarım aşağlara, koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam Ey bütün kadınlar uzak!.. Güneşi övmüyorum. Ve kanım ne güzel akıyor…Islak taşlıklarda. sanki her şey, sanki her şey!.. Katı yürekli kârcıların, yani büyük tecimenlerin uzaklardan getirip sunduğu kanlı pahalı bir tabak… ey yanan bir şey, yanan ve içilen bir şey, karanlıktı kanım bir şey, güneşe başkaldırmıştı kanım (…..) sanarak. Ben artık büyük kıyıları boylasam. ben koşarım aşağlara, koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam… Ey kimse yok!..ey bir mavinin unutulmasından arta kalan!.. Ey sen var mısın? Ey olma!.. Ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak ah, yağmur başlayacak gece olsa da sussam… Ben koşarım aşağlara koşarım yıkanacak boğulacak su bulsam… Ey sür atlarını bacaklarımdan bağlayıp karışık ölümsıkıntııslakgülünçlüğü renkli camların!.. Bir göl bulacağız sonunda, develerin suyunu içip tuzunu bıraktığı, kirli ayakparmak aralarını yıkadığı cünüp adamların, burunları ... Devamı

Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün | Dr. Frank Vertosick Jr

2014-05-14 02:10:00
Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün | Dr. Frank Vertosick Jr |  görsel 1

Beyin cerrahisi kibirli bir meslektir. Gökbilimciler yıldızları izlerler ama onlara hiçbir zaman dokunamazlar. Parçacık fizikçileri o muazzam atom parçalayıcılarının buhar izlerinde Tanrı’yı görürler ama parçacıkların kendilerini göremezler, protonlara uzanamazlar, kuarklara dokunamazlar. Moleküler biyologlar DNA’nın çifte sarmalının öykülerini anlatırlar ama onlar için gen, gözle görülemeyen bir soyutlamadan öteye gidemez. Bu bilim insanları, cihazlarına veya fotoğraf filmlerinin üzerine doğanın düşürdüğü gölgeleri izlemekle yetinmek zorundadırlar. Beyin cerrahı ise bu açıdan imtiyazlıdır, doğanın en büyük esrarı, bir-iki kiloluk yağlı bir organ içinde gizlenmiş olarak önünde durmaktadır. “Kural bir: Bir kez beynine hava değmeye görsün, bir daha asla eskisi gibi olamazsın. Evet, yüce Tanrı bu nesneyi iyice sarıp sarmalamış, herhalde boşuna değil. Kimse onunla oynamasın diye. Bak! Beyin dediğin şey, bir bakıma 66 Cadillac gibidir. Sekiz bujiyi değiştirmeye kalkarsan, motoru tamamen indirmen gerekir. Alet, performans için yapılmış, kolay servis için değil.” "“Kural iki:Bir ameliyat, yalnız başkası yapıyorsa küçüktür. Eğer sen yapıyorsan büyük bir ameliyattır. Bunu hiçbir zaman unutma!”  “Kural üç: Beyin hastaları ile omurilik hastaları için aynı ölçüde geçerlidir: Eğer hasta ölmemişse, yeterince gayret gösterirsen hastanın durumunu daha da kötüye götürebilirsin. Ben sırtlarından iki diski alınmış hastalar gördüm, üçüncü ameliyatı yapmamız için bize yalvardılar, nasıl olsa kesinlikle bundan daha kötü olamayız diye. Bunun üzerine ü&cc... Devamı

İçimdeki Asi Kuş - Gülper Basmacı

2014-05-14 01:41:00
İçimdeki Asi Kuş - Gülper Basmacı |  görsel 1

İçimde bir kuş var ve nereye konacağını bilmiyor gibi. Keşke bilse… Gittiğinde “iyi” olacağını bildiği bir yer, yanındayken huzur bulacağı bir kimse olduğunu söylese; kırmaz peşinden sürüklenirdim onun. O ise çoğunlukla bilmiyor, bildiğinde de söylemiyor… Uçuyor sadece, nereye çarptığnın pek bir önemi yok; istemeden de olsa neyi kırdığının da öyle… Kızmıyorum, kızamıyorum ki ona. Ev sahibi olduğum halde sahibesi olamadığım asi bir kuş çünkü o… Benden başka umursayanı yok, kanat çırpıyor amaçsızca. Benim çok yorgun düştüğüm, onun nefessiz kaldığı; yine de yıllardır oynamaktan sıkılmadığımız bir çeşit kovalamaca oyunumuz bu… Nereye gitmesini öğütleyeyim şimdi ben ona, kimi sevsin, kime güvensin, ne yapsın? Onu ne mutlu eder, ne üzer, ne kızdırır? Bu sorular için güzel cevaplar bulunabilir elbet, ama ben onun yanıtlarını istiyorum “güzel ve mantıklı” olanlar yerine. Nereye konacağını bilmeyen asi bir kuş var içimde ve tümüyle bitkin düşmeden yolunu bulabilse keşke… Gülper Basmacı - ” İçimdeki Asi Kuş ” ... Devamı

Hayatın Özündeki Çekirdek - Sait Faik Abasıyanık

2014-05-13 09:00:00
Hayatın Özündeki Çekirdek - Sait Faik Abasıyanık |  görsel 1

Artık biliyorum galiba. Bu dünyada insanı en çok eksilten, acıtan, yeterince sevilmediğini, istenmediğini hissetmesi ve nihayetinde bu hakikati kabullenirken mahkûm olduğu çaresizlik. Bu anlatmaya çalıştığım derin sarsıntı, sadece aşk gibi hastalıklı durumlarda yaşanmıyor. Hayatın özünde insana ‘devam edebilme’ gücü veren, tabiatta görebildiğimiz bütün renkleri toplayan gök kuşağı gibi tüm farklı duyguları içinde barındıran çok güçlü bir ‘öz’ var sanki. Hiç kırılmayacağını düşündüğümüz o sağlam çekirdek bir kez çatlayınca, duygular birbirine şiddetle çarpıp parçalanan toplar gibi kontrolsüz bir biçimde ruhumuzun dehlizlerine doğru saçılıveriyor. Sait Faik Abasıyanık - ” Hayatın Özündeki Çekirdek ”  Devamı

Kimsesiz Zamanlar - Arzu Eylem

2014-05-13 03:58:00
Kimsesiz Zamanlar  - Arzu Eylem |  görsel 1

Ben kimim, sen kimsin? Bildiğimiz zamanlardan, tanımadığımız zamanlara yürürken… Belki hiç kimse değildik. Çok şeydik aynı zamanda. Hem “kim” deyince çözülüyor mu içimizdeki bilmeceler? Gözlerimizde kalan yabancılar belki kim olduğumuzu söyleyen. Bir başına olana kimsesiz diyorlar. Oysa kendinle olmak, kimse olmayı başarabildiğin tek zaman.  Bir gün gelip “Kim” diye sordular? Sustum!  ”Adını bilmiyor musun”, dediler. Dudaklarım mırıldandı ismini… Söylemedim. “Sıfatı da mı yok” dediler. Kalbime sordum, cevapladı ama ben susmaya devam ettim…  ”Nasıl biri”, dediler? Gözlerim içeri dalıp bir süre seyreyledi yüzünü… “Tanımıyor musun yoksa” dediler, güldüler.  Sesin çınladı kulaklarımda.  Daha adımızı almamıştık, kim olduğumuzun önemi yoktu bu yüzden. Biz’den önce birileri olmuştuk evet… Ne sendeki başkalarına, ne bendeki başkalarına karışmalıydık. Biz olduğumuz zamanlardaki biz ilgilendirirdi bizi… Ne ben sana benzemeliydim, ne sen bana.  Adını ve kim olduğunu bilsem de susuşum, sıfatlardan arındırışım;  yüreğimi dinleyip, kulaklarımı dışarıya kapayışım bundan. Oysa bıraksam kendimi…  Nasıl da çabalıyorum bir bilsen gözümde kalan seni tutmak için. İçime akan her bir sözcüğün altını çiziyorum unutmamak için. Sıcaklığını kışa saklıyorum. Tutuyorum nefesimi mutluluk çığlıkları atacağım gün için… Dinleniyorum şimdi. Koşarak yaşayacağımı biliyorum hayatı, o gün geldiğinde. Geçmişi gerilerde bırakmak için… Yerimde saydığım zaman... Devamı

Bi Kulak Ver- Sevginin Herkesten Şikayeti Var!

2014-05-04 22:48:00

Ahahtar sözcük:sevgi(!) Devamı

Veda Mektubu | Gabriel García Márquez

2014-04-18 23:28:00
Veda Mektubu | Gabriel García Márquez |  görsel 1

Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay. Gabriel Garcia Marquez - Albaya Mektup Yok "Yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle sağlık durumu kötüleşen ve  inzivaya çekilme kararı alan Kolombiya’lı yazar Gabriel García Márquez,  yakın dostlarına bir veda mektubu gönderdi. Yazarın mektubu, değişik  dillere çevrildi ve İnternet üzerinden yayına verildi. İşte usta yazar Marquez’in duygu yüklü veda mektubu: *** Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm ins... Devamı

Yolda Bir Mesaj | Sohrab Sepehri

2014-04-17 02:27:00
Yolda Bir Mesaj | Sohrab Sepehri |  görsel 1

"Ben bahçelerin nefes alışlarını duymaya yakınım. Ve zulmün sesini işitirim ben, bir yapraktan döküldüğünde… Bir ağaç arkasında nurun öksürdüğünü ben duyarım. Ve yalnızlık penceresinin sükûtun eliyle açılıp kapanmasını… Şüphe dolu aşkın kabuk atarken çıkardığı pak sesi. Sonra bir kanatta aniden dolan uçma zevkini Ve kendini sakınan ruhun çatlamasını." Bir gün geleceğim ve bir mesaj getireceğim, Nur dökeceğim damarlara. Ve “Ey sepetleri rüya dolu olan sizler! Elma getirdim; güneşin kızıl elmasını.” diye haykıracağım. Geleceğim; bir yasemin çiçeği vereceğim dilenciye. Cüzamlı güzel kadına bir küpe daha armağan edeceğim. “Ne seyredilesi bir bahçe!” diyeceğim görmeyen insana. Seyyar satıcı olacağım; sokakları dolaşacağım; “Şebnem var, şebnem, şebnem!” diye bağıracağım. “Gerçekten de karanlık bir gece!” diyecek, yoldan geçen biri. Bir Samanyolu bağışlayacağım ona. Ayaksız bir kızcağız var köprüde; Büyükayı'yı asacağım onun boynuna. Ne kadar küfür varsa, toplayacağım dudaklardan. Ne kadar duvar varsa, yıkacağım temelinden. “Yükü tebessüm olan bir kervan geldi.” diyeceğim haydutlara. Bulutları parçalayacağım. Düğümleyeceğim gözleri güneşle, gönülleri aşkla, gölgeleri suyla, dalları rüzgârla. Ve cırcır böceklerinin sesiyle bağlayacağım çocuğun düşünü. Uçurtmalar salacağım havaya. Sulayacağım saksıları. Geleceğim, okşayışın yeşil otunu dökeceğim; atların, ineklerin önüne. Şebnem kovasını getireceğim, susuz kısrağa. Ve kovacağım yoldaki yaşlı eşeğin üstünden sinekleri. Geleceğim, her... Devamı