Frida Kahlo - Diego Rivera’ya Mektuplar

2013-03-22 17:14:00
Frida Kahlo -  Diego Rivera’ya Mektuplar |  görsel 1

Diego’m için. Dünyalara sessizce hayat verenim, en önemlisi yanılsama olmaması. Gün doğumları, dost kırmızılar, büyük maviler, yaprak dolu eller, gürültücü kuşlar, saçta parmaklar, güvercin yuvaları, insanın mücadelesine dair ender bir kavrayış, saçma şarkının basitliği, kalbimdeki rüzgarın budalalığı = uyak yapma kızım = antik Meksika’nın tatlı çikolatası, ağızdan gelen kanda kopan fırtına –  kasılma, alamet, kahkaha ve incinin saf dişten iğneleri, Temmuzun yedisinde bir hediye, istiyorum, alıyorum, şarkı söylüyorum, söyledim, bundan böyle bizim büyümüzün şarkısını söyleyeceğim – aşkımızı. Frida Kahlo’dan Diego Rivera’sına. Diego’m: Gecenin aynası. Gözlerin tenimde yeşil kılıçlar. Ellerimizin arasında dalgalar. Tamamın seslerle dolu bir boşlukta – gölgede ve ışıkta. Sana rengi yakalayan OKZOKROM dediler. Bana KROMOFOR – renk veren.Sen sayıların tüm kombinasyonlarısın. Hayat. Dileğim çizgileri şekilleri tonları hareketi anlamak. Sen gerçekleştiriyorsun ve ben alıyorum. Sözün boşlukta seyahat edip benim yıldızlarım olan hücrelerime ulaşıyor, sonra senin hücrelerine gidiyor ki onlar da benim ışığım.   Frida Kahlo’dan Diego Rivera’sına. Okzokrom – Kromofor Yıllardır vücutlarımızda hapis kalan susuzluktu bu. Rüyalarımızın dudaklarından ayrı söyleyemediğimiz zincirli sözcükler. Her şey vücudunun düzlüğünün yeşil mucizeleri etrafında dizilmişti. Bedeninin üzerindeki dokunuşumu, derelerin fısıltılarını çiçeklerin kirpikleri  karşıladı.Dudaklarının suyunda her çeşit meyve vardı, narın kanı, saf ananas ve mammee elmasının ufukları. Seni göğsü... Devamı

Ne Güzeldik Oysa Biz-Aysuda Ülkü Zeren

2013-03-18 21:59:00

Sahi kim mayıs, kim kızıl ekim? Devamı

Frida Kahlo - Diego Rivera’ya Mektuplar

2013-03-15 23:47:00
Frida Kahlo -  Diego Rivera’ya Mektuplar |  görsel 1

Bütün mektupları unut Frida. Sonsuza uzanan bir aşkın özeti say. Zaman eziliyor ve kararsız bir mevsim giriyor aramıza. Aşk nedir ki? Belki bir dudak tiryakiliği. Bulutsuz bir göğe içimizi çizmek belki. Küçük bir el, ipek dalgası ya da kaygılı bir ses; çözüp çözüp bağlıyor küskün yanlarımızı. Hayatın tarihi de böyle bir şey Frida. Temiz yüzlü bir çocuktan doğuyoruz, sonra bütün defterleri denize atıyoruz. Ağzımızda soğuttuğumuz sözleri unut Frida. Onlar ki, zamana açılan koridorda bir çınlama sesi. Geçmişin aklını karıştırıyoruz ve hiç ummadığımız yerden kırılıyor kalbimiz. Gece ve keder, iki kere ter… Senin bu ellerin diyorum, açık bir bahçe kapısı ve tuvalden kelâma uzun bir yol haritası. Bir dolu şenlikse eğer dünya, senin ellerin yerli yerinde Frida. Bütün mektupları unut Frida. Bazı gerçekler vardır, bıçağın ucu kadar sıcak. Gitmek istediğimiz yerler vardır, gömülmek istediğimiz şarkılar. Oysadürüst bir hayat için yaşlanıyor herkes. Ve anılar, adresi silinmiş evlerde saklanıyor. Belki unutmayı beceremiyoruz Frida, aklımızda hep eski sözlerin yükü. Neye dokunsak, orası çamurlu gece. Nereye baksak, oradan bir rüzgâr geliyor yüzümüze. Çürümek de böyle bir şey Frida. Eşyalar yalnızlaşır, kapanır kapılar ve tavan batar tenimize.Cıvıl cıvıl günlerin rüyası giriyor uykumuza. Saçlarınla konuşuyoruz, biraz gül kokuyor. Ama daha çok kül, durmadan… Senin bu ellerin diyorum, apansız bir yaz iklimi ve odadan odaya iyi geceler müziği. Hayatın hüznü bir vedaysa eğer, senin ellerin derman yerine Frida. _Frida Kah... Devamı

Frida Kahlo - Diego Rivera’ya Mektuplar

2013-02-22 23:39:00

Gecelerim, çarpan kocaman bir yürek gibi. Saat üç buçuk. Gecelerim aysız. Gecelerim pencereden süzülen gri ışığa gözünü kırpmadan bakıyor. Gecelerim ağlıyor, yastığım nemli ve soğuk. Gecelerim uzun, upuzun ve sürekli belirsiz bir sona doğru uzanıyor. Seni arıyorum, yanımdaki dev bedenini, soluğunu, kokunu arıyorum. Gecelerim, “Boşluk” yanıtını veriyor; gecelerim beni üşütüyor ve yalnızlıkla dolu. Bir temas noktası arıyorum: Tenini arıyorum. Neredesin? Neredesin? Dönüp duruyorum, yanağım nemli yastığa, ıslak saçlarım şakaklarıma yapışıyor. Burada olmaman mümkün değil. Kafam serseri serseri dolaşıyor, düşüncelerim gidip geliyor ve parçalanıyor, bedenim artık anlamak istemiyor. Bedenim seni istiyor. Bedenim, şu sakat külçe, senin sıcaklığında bir an için kendini unutmak istiyor, bir kaç saatlik dinginliğe çağırıyor. Gecelerim paçavraya dönmüş bir yürek. Gecelerim sana bakmak, ellerimle bedeninin her kıvrımını izlemek, yüzünü bulup okşamak istediğimi biliyor. Gecelerim, senin yokluğundan dolayı soluğumu kesiyor. Gecelerim seni çağırmak istiyor ama sesleri çıkmıyor. Yine de seni çağırmak, sana kavuşmak, bir an için sana sarılmak ve katleden zamanı unutmak istiyor gecelerim. Bedenim anlayamıyor. Tıpkı benim gibi bedenimin de sana ihtiyacı var, belki de onunla ben biriz. Bedenimin sana ihtiyacı var, çoğu zaman beni sen tedavi etmişsindir. Gecelerim, teni hissetmeyene kadar kazınıyor, sonunda duygu maddesel tözden arınarak daha güçlü, daha keskin bir hale geliyor. Gecelerim beni aşkla tutuşturuyor. Saat üç buçuk. Gecelerim beni tüketiyor. Senin eksikliğini çektiğimi biliyorum ve gecenin tüm karanlığı bu gerçeği saklamaya yetmiyor. Bu gerçek, karanlı... Devamı

Can Yücel / Parça Parça

2013-02-22 22:59:00

Yaşamak istiyorum Yaşamayı bu soğumuş cehennemde Ölü bir dost gibi içim titreyerek düşünmek değil sade, Yaşamayı yaşamak istiyorum. … Parça Parça – 2 Bu küfür küfür değil, küflü rüzgar, Bu silsilesini siktiğimin koridorlarına Demirli dosyalar gibi sıralanmış kapılardan Ayaklarımın dibine kadar sokularak Ve sezdirmeden üflüye üfüre Parmaklarımın uçlarını kemiren Bu kılları ağarmış fare Ne bilir, ne anlar ki çocuklardan haber vere! Hem verse de ne umurum! Ben ki müebbet muhabbete mahkûmum, Çocuklardan haber değil, Çocukları güneş kokan enselerinden koklaya koklaya öpüp ısırmak istiyorum Parça Parça – 3 Bu uzaklardan ürüyen zağarlar ki şehirdir Üleşemiyorlar zaar gece denen kemiği, Erken o bed sesli avcı, Ezân-ı Muhammedî Önüne katıyor onca yeziti… Allah ekberdir! Allah…! Lakin inliyor gene uykusunda Mahir Ve hep böyle demeç verircesine sayıklayan Şerifoğlu O..lığını bilsin, diyor, ben kulluğumu! Velhasıl: Bu her gece uykusunda bağırıp çağıran, ağlayan, gülen, konuşan, isyan eden, yalvaran, küfreden, diş gıcırdatan Adem Babalar arasında, Bu damsız damda, Bu Havvasız havada “Saf Şair” olamıyor adam, sökmüyor sırf şiirsel yorum. Hani Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum, diyor ya Nâzım, Ben de artık şiir düzmek değil, şiiri düzmek istiyorum. Parça Parça – 4 Sen değildin görüş günü telörgüden görünen, Boncuklarla işlediğim suretindi o senin; Gölgenin güneşe nispeti, leylim… Hem seni ben, seni görmekle görmüş değilim, Görmedikçe gözlerinin g... Devamı

Marsis / SevduğŸum

2013-02-20 00:11:00

Bu yağmurlar da geçer...   Devamı

Louis Aragon - Mutlu Aşk Yoktur

2013-02-15 13:44:00
Louis Aragon - Mutlu Aşk Yoktur |  görsel 1

Ah bu şarap değil halkın ayaklarından doğan Dostum o bizim kanımızdır Dokun geceye dokun yağmura dokun gözyaşlarına Bizler doğan altının kar'ı Ey şiir Bizler bu zalim bağbozumu gibiyiz Boğulmuş türküyüz biz Biz bu kıyamet günü bu eylül Dansı Ah cendere ah zalim davul ah acıyın karnıma Her dizenin farkı yok bir çığlıktan Sen fırtına gibi doğdun bir yerlerde Şimşeklerin anısı var gözlerinin incisinde Sen seçmiş değilsin saatini ne de kumsalını Acı çekmenin Bin ölümün acısını çeksen de hep yerin olacak Hep yeri olacak senin yaranın Başkaları için sızlanmaya mecbur şom ağız Ne yapmak için geldik tarihine insanların Acı çekmekten gayri Ne aramaya geldik onların çılgınlığında Niçin attık kendimizi kurbanlık hayvanların içine Hangi suçu işlemiş gibiyiz biz Düşünceyle ya da sözle Diyorsun ki ne düşünmek ne de bilmek isterim Sana varolmamayı öğreteni istiyorsun Yaşamayı canlı olarak sürdürmeksizin Sen ki herkesten daha iyi hep varsın Yaşamanın ve ölmenin iki kılıcı arasında Ey şair İşin bitmedi Acı ile acı Ben de öyle senin kardeş-gölgen Seni dinleyen ve seninle yankı veren Yakınmalarım için tıpkı bir çeşme Ayın bıçakladığı _Louis Aragon  Mutlu Aşk Yoktur  ... Devamı

Züleyha Çay | Duydun mu Salâyı Henna, Ölmüşsün‏

2013-02-10 19:42:00

Duydun mu Salâyı Henna Ölmüşsün‏!  (bana en büyük ihanetin, kalbinden geçirip bilmediğim) Bizim güzlerimizin saçları kısaydı hep. Yarının adı dündü. Ağlamıştım da bir kuş ölmüştü. Kanadında kırk dirhem ah, lisanından damlayan bir kurşun boyu secdegah. Adına kaç ağıt yakıldı sen bilme henna’. Az biraz büyü. Kanadında kuş sesleri, kanadığında kuş sansınlar seni.  Aradığında bul, bulduğunca yitir beni.  Hadi, yüreğini ser sedir boyu, toplasınlar güneşe satsınlar ürkekliğinden damlayan taht-ı esaretini. Burası ihanetin haset mevsimi… Dinle beni henna’. Bu kadar mı küçük yani ellerim, söyle kaç adım koştun da adın yetişemedi. Söyle seher vaktine ‘’üstüne alınmış’’ de. Söyle, ‘’kinini ön balkona asmış kurutmuş’’de. Söyle. ‘’Gözlerinden öperim seni ey acı’’ Bilirsin ben seni hep severim henna’. Bilmelisin burada beş vakit zemheri. Ağzıma su diye verdim ezberini, üç vakit dondu dilim. Dilim dilim doğrandım da ben emanatına leke düşürmedim. Şimdi boyumdan aşağı devir ab-ı çeşmin yasını. Ben seni hep sevdim, sevdim, sevdim. Oysa seni sevmek için hiçbir nedenim yokken, senden geçmek için yol öyle çoktu ki henna’. Kimin nesiyim, sen, ben değilsen. Eteğinde âlem-i dünya, eğilsen. Dur, kaldırma kaşını henna’,  bezm-i aşk arş-ı ala. Kıyamet dediğin bir melek, iki soluk, üç kuru kemikten kafes. Nasılsa ciğere düştü heves, öyleyse yan, yan henna’. Ah öyle kırgının ki toplasan bir içimlik su etmez.  Usandım. Üstüne yazıldım, altını çizdim, ezdim, buruştum. Bir ölüyl... Devamı

Cemil Meriç | Bu ülke

2013-02-11 05:19:00

 "Kuşlara benzer kelimeler,odana dolarlar bir akşam.Nereden gelirler bilinmez.Kah çığlık çığlığa dırlar, kah sesleri işitilmez. Çiçeğe benzer Çiçeğe benzer kelimeler, turuncu, erguvan, beyaz. Bir rüzgâr sürükler hepsini. Bulutlara güven olmaz." Bu ülke, Cemil Meriç ... Devamı

Saraydan Zindana Mektup Var / Züleyha Çay

2013-02-11 05:14:00

Altı Üstü Aşk'tı...  Bir ölümlüktü yani. Bir kere canın çekilecekti tırnaklarından yukarı, topu topu tek nefes tutulacaktı. Gözlerin kuruyacaktı, kanın sızmayacaktı, görmeyecektin en basiti, tek yüz görümlüğüne kaç yürek boşaltıldığını… Aştı üstü aşktı. İlkbaharın adıydı sonbahar. Annem ölecekti en fazlası parmak uçlarımla. Saçlarım asılacaktı iki bakır tel arası. Bir küçük mor menekşe toprağa başkaldırmanın bedeliyle zemheriye kurban edilirken, bu kenti kuşlar terk edecekti. Yağmurlar yine düşecekti İstanbul’un yanağına, Kız Kulesi’nin şalını savuracaktı rüzgâr Marmara’nın titrek omuzlarına. Kaçmalarını, ürkek adımlarını kör bir kâhinin ellerine satan denizkızlarının dili damağına yapışacaktı. Acıydı… Altı üstü aşktı, cürmünün yoktu izahı. Anlaşılmaktı adı tüm anlaşılmamazlıkların! Yatsıya kadardı, iki damak arası başı ezilen yeminlerin ömrü. Okşanmayan yetim başların sancısı midelere vururken, bir somun ekmeğin hülyasına uykusu kaçacaktı gecelerin. İliklerimdeki zerre hayal ile beslenen bebekler düşecekti rahmimden ayaklar altına. Gri kentlerce ezilecekti başı. Ve ben ağladığımda yağmur duasını bırakacaktı melekler!  Gittikçe aşk oluyorsun, dur!  Altı üstü mor bir bakıştı, çürük yaprak yeşili. En fazlası canımı alırdı, en azından aklımı! Yalnız na-pak aynalar bilirdi en çirkef halimi, yanaklarım pul pul dökülürken iki avuç arana. En fazla Eyüp mezarlığında tek kişilik boşluğa iki tecessüd sığardı. En çok İstanbul özlerdi bizi, kursağına dolanırken düşlerimiz Salacak’ın. Dalgalar çelme takardı, yüreğimiz sürçerdi her ‘‘yağmur toprağa d... Devamı

İbrahim Sadri - Buyur Usta

2013-02-02 22:25:00

Buyur Usta Oğlum, onüç-ondört anahtarı ver Al usta Oğlum, yat motorun altına  Nesi var bir bakıver Olur usta Oğlum, iyi sık civatayı  Sonra sahibi neder? Sıkıyorum usta  Bileğim yettiğince  Yüreğim yettiğince  Sıkıyorum işte Oğlum, terlemişsin  Akmasın terin motora  Motor pas yapar sonra Olur mu be usta  Ter pas yapar mı  Gözyaşı pas yapar mı? Oğlum ne diyorsun bak işine Bakıyorum usta  Yalnız ellerim  Ellerim çatlamış be usta  Ellerim acı içinde  Yüreğim var ellerimde  Yüreğim yanıyor usta  Kan ter içinde. Hem usta  Sen hiç misket oynadın mı sokakata?  Sen hiç okula gittin mi okula?  Okul nasıl bir şey be usta  Öğretmen nasıl biri?  Usta sahi  Orda da motor baktırırlar mı ki?  Orda da söverler mi çocuklara be usta?  Orda da döverler mi? Oğlum bak işine !  kızdırma beni. Olur usta .  ha usta,  Senin anan da saçlarını okşar mıydı?  Sana ağlar mıydı gecenin al yalazında?  Sahi usta sen hiç ağladın mı bir sabah  Cansız düşende anan  Yavaşca gözlerinin önünde?! Oğlum bak işine !  Attırma tepemi  gir motorun altına Usta dur kızma!  Bak giriyorum motorun altına  Dünyanın altına  Giriyorum usta giriyorum  Desteğe gerek yok usta  Desteğe gerek yok  Ben oraya yüreğimi koyuyorum  İnan taşır be usta – _İbrahim Sadri ,Buyur Usta ... Devamı

İnsanın Acısını İnsan Alır | Şükrü Erbaş

2013-01-28 23:14:00

Yüksek sesle konuşan, asık suratlı bir kalabalık içinde bir sessizliği onarmaya çalışmaktan sindi üstüme, bu ezilmiş gül rengi acemilik.Bir kirlenmeden korunmak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim. Benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı. İnsanin acısını insan alır.Herkesin gövdesiyle varolduğu yerde yüreğini öne süren "bir beyazdım, zenciler arasında" kimsenin başkasının gözünün içine bakamadığı, herkesin çoğalmak için aynasını yanında taşıdığı yankısız bir zamanda, insanları sulara bakmaya çağıran meczup, bir beş mevsim simyacısıydım, yanlışını sevip yenilgisini kutsayan... Bir solgunluktan geliyorum evet... Kıyılarındayım işte tüm kirlenmişliğim, tüm arınmışlığımlaİnsanin acısını insan alır. Şükrü ERBAŞ ... Devamı

Tezer Özlü - Yaşamın Ucuna Yolculuk'tan

2013-01-28 23:01:00

  Sen günlere bir şeyler getirmedikçe, günler sana hiçbir şey getirmiyor.” ‘Her köşe, her cadde öyle dolu, öyle dolu, öyle dolu ve bu doluluk içinde öyle boş, öyle boş, öyle boş ki… Tezer Özlü Devamı