Oğuz Atay - Tutunamayanlar

2012-10-09 15:28:00
 Oğuz Atay - Tutunamayanlar |  görsel 1

" Kitaplar yüzünden çok acı çekiyorum Esat abi. Sanki hepsi benim için yazılmış."  Oğuz Atay, Tutunamayanlar Devamı

Ayşe Arman’ın Murathan Mungan Röportajı | Şairin Romanı

2012-10-09 14:08:00
Ayşe Arman’ın  Murathan Mungan Röportajı | Şairin Romanı |  görsel 1

  “Hayat yalan olduğunda güzel!” (1) Alıştığımız bir şey değildi. Sesini çok sık duyardık. Ama bir süredir ortalıkta yoktu. Nerelerdeydi? Ve? İşte döndü, Murathan Mungan, ‘Şairin Romanı’yla döndü. 582 sayfalık bir baş yapıtla. Öyle böyle bir kitap değil. Müthiş kurgulu, sürprizli, oyuncaklı, bulmacalı. Ama öyle hemen sabah başlayıp akşam bitirilecek bir kitap değil. Güzel bir dağa tırmanır gibi, yavaş çıkıp hızlı iniyorsun. Ve gerçekten şairinin romanı. Murathan Mungan’in şiirinin müziğini neredeyse kitabın her satırında duyuyorsun, onun kelimelerini ne kadar özlediğini fark ediyorsun. Kitabın altını çize çize helak oluyorsun. Sorguladığı kavramlara hayran oluyorsun. Yüzeyselliğin, tek düzeliğin tavan yaptığı bir dünyada bambaşka bir çiçek açıyor hayatınızda. Ve üstelik okunduktan sonra hemen bir kütüphane rafına kaldırılacak bir kitap değil, her aklınıza düştüğünde, ‘kelimelerin efendisi’nin kelimelerine dokunmak isteyeceksiniz. Size kitabı anlatmıyorum, alın okuyun, zaten bu röportaj da birkaç gün devam edecek? Nerelerdeydi Murathan Mungan N’apıyordunuz? Nerelerdeydiniz? Sesiniz soluğunuz çıkmıyordu. İçinize mi kapanmıştınız? - Zalim bir dünyada ve zalim bir ülkede yaşıyoruz. Kendimi korumak istedim. Ama sessizliğimin kişisel nedenleri de vardı. Kedimi kaybettim. Kanser oldu. Bir gözünü aldılar, kurtuldu. Ama altı ay sonra nüksetti. Hastalığında ondan rica ettim: “Pişo, seninle son bir yılbaşı geçirmek istiyorum” diye. Ve 31 Aralık gecesi birlikteydik, pencereyi açtım, dolunay vardı, dolunayla konuştum. Ertesi gece öldü. Bana fazladan bir gün hediye etti. O zaman diyorsun ki, kainatta gerçekten görün... Devamı

Cemal Süreya - Üstü Kalsın

2012-10-09 13:56:00
Cemal Süreya - Üstü Kalsın |  görsel 1

" Sen son kokladığım gül: adın zambak (Sen başladın artık, her şey geçsin gitsin) Sen incelikler antolojisi, uyut beni (Sesin bir cibinlik gibi soluğumu kessin) Bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin Sil beni n’olur kırk yıllık kirim pasım gitsin”  Cemal Süreya, Üstü Kalsın Devamı

C a n s ı n , C a n d a s ı n , D u a l a r ı m s ı n

2012-10-08 12:13:00
C a n s ı n , C a n d a s ı n , D u a l a r ı m s ı n |  görsel 1

C a n ı m s ı n ,  __________C a n s ı n ,  __________________C a n d a s ı n ,  ____________________________D u a l a r ı m s ı n Devamı

Ezginin Günlüğü - Siyah Gözler

2012-10-07 06:29:00

Açılır kapanır...Ama bir yerlerden Ezginin Günlüğü çalar der ki... Dinleyin) Devamı

Ataol Behramoğlu - Eylül Sabahının Serinliğini

2012-10-06 16:16:00
Ataol Behramoğlu - Eylül Sabahının Serinliğini |  görsel 1

"Eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Ciğerlerime dolduruyorum Sessizlik ve serinlik Birleşiyor Yıkanmış güvercinler Ve çok uzakta bir tren sesi Her zaman yeniden başlamak duygusu Doğuyor içimde Her uyanışımda Düşmanlarımı bağışlıyorum Daha çok seviyorum dostlarımı Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Yüreğime dolduruyorum" -Ataol Behramoğlu ... Eylül Sabahının Serinliğini   Devamı

Samuel Beckett - İlişkiler

2012-10-06 13:17:00
Samuel Beckett -  İlişkiler |  görsel 1

Adam kendini dingin ve düşünceli hissediyordu. Klasikoromantik bir emekçiydi öyleyse. Gülün güle söylediği sözler uçuşuyordu kafasında: Hiçbir bahçıvan ölmemişti, virgül, gülle dolu bir bellek içinde. Kısa bir süre şarkı söyledi, birasından içti, bir gözyaşı damlası süzüldü gözlerinden, rahatlattı kendini. Yaşam böyle işte.  -Samuel Beckett, Aşksız İlişkiler ... Devamı

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar

2012-10-06 12:11:00
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar |  görsel 1

"Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Biri aldı götürdü beni senden. Bir evdi belki, bir oda... bir... bir... düş bu Şiraze. Gerçeğin çizgilerine uymuyor ki. Oturdum bir başıma, gözlerimde sönmeyen ışıltın. Bembeyazlığınla kalabalıkl" Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.    Güçlü olmak artık beni yoruyor Şiraze, herkese karşı dimdik olmak, bir çınar gibi asırlara direnebilecekmişim gibi görünmek… Liman olmaktan yoruldum Şiraze, artık ben de ağlamak istiyorum ulu orta susturulmuş hikayelerime ses vermek istiyorum. Haykırmak; çılgınca bağırmak.. En cart pembeyi giyip yürümek yollarda, kimseyi umursamadan ve önemsemeden kurulacak cümleleri kurmak artık ben de ağlamak istiyorum Şiraze;.Sakınmadan gözlerden, sakınmadan kendimi. Kurumuş rengi bakıra çalmış, bir bahar sonu kırgınlıklarım var içimde İçimden içime, düşlerimden gecelerime, gecelerimden gündüzlerime uçurduğum turnalarım var seher vakti kavak yelleriyle salınan, salındıkça cama tıklayan; beni benden alıp bilmediğim diyarlarda bana öyküler yaşatan düş kanatlarım var.Turnalar uçarken, başımdan allı yazmalar düşer… Ben düşerim; toprak, kokusunu salar içime; içim ürperir, hasret türküleri yakar ‘bilemedim kıymetini kadrini/hata benim, günah benim, suç benim’ düşer bakışlarım… sen masal uykularındayken gönderilmiş beyaz güvercinler uçuşur etrafımda çırp çırp kanat sesleri; çırp çırp… çırp çırp… ben buralarda bilmem ki hangi uykunun hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı bir beyaz kelebek olur umut, avuçlarıma konan biliyor musun, bir zemheri gününde... Devamı

Bedri Rahmi Eyüboğlu & Mari Gerekmezyan - Karadut

2012-10-05 18:55:00
Bedri Rahmi Eyüboğlu & Mari Gerekmezyan - Karadut  |  görsel 1

Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun  Karadutu:  Mari Gerekmezyan Bedri Rahmi, eşi Eren’den bir çocuk sahibi olduktan hemen sonra tanışmıştı bu genç Ermeni sanatçıyla. Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. Bedri Rahmi de orada asistandı. 1940’lar başlamıştı. Savaş yıllarıydı. Sırılsıklam âşıktı.  Bedri Rahmi, Mari’yle gizliden gizliye buluşur olmuştu. Sigara paketlerine resmini çiziyor, körpe fidanlara adını yazıyordu. “Karadutum, çatalkaram, çingenem, Daha nem olacaktın bir tanem, Gülen ayvam, ağlayan narımsın. Kadınım, kısrağım, karımsın” şiirini ona yazmıştı. Pek çok tablo vardı bu ilişkiden artakalan; pek çok şiir… Bedri Rahmi onun portrelerini çizmişti; Mari, Bedri Rahmi’nin büstünü yapmıştı. “Kanatlı attaki sevdalılar” Ve usta ressam, düşsel bir tabloda sevdalısıyla kendisini, gökyüzünde kanat açan iki atlı olarak resmetmişti. “Susadım Üç tane elma soydular, üç tane portakal Nafile Bir bardak suyun yerini tutmadı. Acıktım Kuş sütü, kuru üzüm getirdiler Nafile Bir çimdik somunun yerini tutmadı. Seni düşündüm sevgilim şükrederek Su gibi aziz olasın her daim Ekmek gibi mübarek.”  Bu tutkulu aşk, hazin bir finalle son buldu. Bedri Rahmi’nin, “Önde zeytin ağaçları, arkasında yar/ Sene 1946, mevsim sonbahar” şiirini yazdığı yıl, “Karadut” hastalandı. Ağır bir tüberküloz geçiriyordu. İmdadına Bedri Rahmi yetişti. En kıymetli tablolarını yok pahasına sattı; ona ilaç aldı. Ama yetmedi. “Karadut”, 1946’da, İstanbul’da, Alman Hastanesi’nde vefat etti. Bedri Rahmi ardın... Devamı

İnce çizgi

2012-10-05 15:47:00
İnce çizgi |  görsel 1

  Çok oluyorsun dediler çokluğun ne olduğunu bilmeden... Oysa azla çok arasında ince bir çizgi vardı,göremediler... Devamı

Huyum kurusun:)

2012-10-05 15:44:00
Huyum kurusun:) |  görsel 1

Devamı

Charles Bukowski - Kadınlar

2012-10-05 15:42:00
Charles Bukowski - Kadınlar |  görsel 1

“İçki meselesi bu, diye düşündüm kendime bir içki alırken. Eğer berbat bişeyler olmuşsa, unutmak için içersin; iyi bir şeyler olursa kutlamak için içersin ve hiçbir şey olmamışsa bir şeyler olması için içersin.” Charles Bukowski, Kadınlar Devamı

Kartal ve Tavuklar | Kendini Tavuk Sanan Kartal

2012-10-04 15:09:00
Kartal ve Tavuklar | Kendini Tavuk Sanan Kartal |  görsel 1

"Çobanun bürü seyritüb gezeriken dağ bayur, bi gartal yuvasuna deng'irüştü.Bahdu yuvada gartal neyi yohdur imme üçbeş yımırta durubduru, aldu birünü getürdü damundakü tavug kumesünde guluçkuya yatug tavuğun böğrüne yaturdu. Gel vaküd gid hayde derüken yımırtadan çıkmuş gartal. tabüü kendünü tavug sanur acüz, yemlenür buğday gıruğuynan soluncan neyi. Eee?... Ee sü beyle, kimü vaküd ötekü civcüvlerünen galdurur başlarunu göğden gocca ganatlaruynan süzülü gartallara gıpta ilebakub yatur.Özencinen iç geçürür ahh ider keşkem bende, şeyle ulu guşlar gibü olaydum ya, açaydum ganatlarumu süzüleydüm ula. İmme heç denemedü bunu, yemlenüb yatdu kümesde,anaç tavug gıdagladumuydu başunu endürüb goşdu kümese tüneyüb yattu. Tavuglar arasunda tavug oldu ve eylece öldü getti.Gartal idü imme tavuglarun arasunda kendünü tavug sanar idü."   Alıntı ... Devamı

Gülce | Ömer Lütfi Mete

2012-10-04 11:10:00
Gülce | Ömer Lütfi Mete |  görsel 1

Uçurumun kenarındayım Hızır Ulu dilber kalesinin burcunda Muhteşem belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Dikildim parmaklarımın ucunda Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Uçurumun kenarındayım Hızır Civan hazır Divan hazır Ferman hazır Kurban hazır Uçurumun kenarındayım Hızır Güzelliğin zulme çaldığı sınır Başım döner, beynim bulanır El etmez Gel etmez Gülce`m uzaktan dolanır Uçurumun kenarındayım Hızır Gülce bir davet Mecaz değil Maraz değil Gülce bir afet Peri değil Huri değil Gülce beyaz sihir Gülce ölümcül naz Buram buram zehir Yar yüzünde infaz Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Güzelliğin zulme çaldığı sınır Uçurumun kenarındayım Hızır Ben fakir En hakir Bin taksir Ateşten Kalleşten Mızrakla gürzden Dabbetülarz`dan Deccal’dan, yedi düvelden Korku nedir bilmeyen ben Tir tir titriyorum Gülce’den Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan Nutkum tutuluyor, ürperiyorum Saniyeler gözlerimde birer can Her saniyede bir can veriyorum 1981 _Ömer Lütfi Mete ,Gülce  ... Devamı

Nazım Hikmet Ran – Merhaba Çocuklar Şiiri

2012-10-02 21:56:00
Nazım Hikmet Ran – Merhaba Çocuklar Şiiri |  görsel 1

Nazım, ne mutlu sana can ü gönülden, ferah ve emin, «Merhaba,» diyebildin. Sene 940. Aylardan temmuz. Ayın ilk perşembesi günlerden. Saat : 9. Mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki en kalın kitaptan çok yazısı var : ayın, günün ve saatin. Merhaba, çocuklar. Bir geniş bir büyük «Merhaba» demek, sonra bitirmeden sözümü yüzünüze bakıp gülerek kurnaz ve bahtiyar kırpmak gözümü… Biz ne mükemmel dostlarız ki kelimesiz ve yazısız anlaşırız… Merhaba, çocuklar, merhaba cümleten… -Nazım Hikmet Ran – Merhaba Çocuklar Şiiri Fotoğraf: 1968 Sirkeci   ... Devamı

Kuşlarla konuş, çiçek ek, bir şey üret...

2012-10-02 16:09:00
Kuşlarla konuş, çiçek ek, bir şey üret... |  görsel 1

  Kuşlarla konuş, çiçek ek, bir şey üret, salt kendini değil bütün insanlığı sev, hiç olmadığın kadar uyanık ol, gözlerini aç, katilini gör ve atalarının sana bıraktığı şeyi koru:   Kalan insanlığını...   Betül Akdağ Devamı

Demem o ki

2012-10-02 15:21:00
Demem o ki |  görsel 1

 1. Sarhoşken devrim, uçarken evrim olmaz.  2. Düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar. Kural :Terazinin bir kefesi inerken diğeri yerinde kalamaz. Kural:Bırakılan elma yere düşer (Yer çekimi kuralı). Kural: Demiryollarına Bakarak Trenin Nereye Gittiğini Asla Bilemessiniz. (Murphy Kanunları) ... Devamı

Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli

2012-09-27 15:53:00
Yusuf Atılgan -  Anayurt Oteli |  görsel 1

Dönüp kadına bakınca göz göze geldiler; kadın birden başını çevirdi. Dudakları, gözleri boyalıydı. Doğu kapısından yana bakıyordu. Bir erkeği bekliyordu belki, ya da bir erkek. Kollarında, bacaklarında bir gevşeme duydu. Sağ bacağında, dizine yakın, ütü çizgisinde kumrunun pislediği yerde belli belirsiz bir aklık vardı. Ovuşturdu, bir daha sildi. Kara çoraplı, ak yakalı iki kız öğrenci geçti önünden gülüşerek. Solundaki sırada oturan bıyıklı adam arkalarından bakıyordu. Kadının ayakkabıları vişneçürüğüydü, topukluydu; bacakları dolguncaydı. Dizlerinin üstündeki çantayı açtı; içine bakıp karıştırdı, kapadı. Aradığını (Mendil? Sakız? Ayna? Saat?) bulamamıştı anlaşılan. Nasıl yaklaşılırdı bu kadına, ne denirdi? “Merhaba bayan… bayan? hayır. Merhaba çoktandır görünmüyorsunuz. Merhaba, görüşmeyeli nasılsınız? Merhaba efendim… efendim. Merhaba ne güzel gün değil mi? Merhaba burada mıydınız siz? Çoktandır görmedim de. İyi günler, neredeydiniz çoktandır? Aa, siz miydiniz, ne iyi? Merhaba yalnızsınız demek. İyi günler… Sonu bulunur mu bunların? Biri söylenecek. Gidebilir, ya da bir başkası…” Kalkıp kazağını çekti; ceketini ilikledi, yürüdü. Kadın dönmüş ona bakıyordu; yüzü solgundu. Yakınında durdu. (…)”  Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli ... Devamı

Attila İlhan - Sisler Bulvarı

2012-09-25 20:32:00
Attila İlhan - Sisler Bulvarı |  görsel 1

"Sisler bulvarı'nda öleceğim sol kasığımdan vuracaklar bulvar durağında düşeceğim gözlüklerim kırılacaklar sen rüyasını göreceksin çığlık çığlığa uyanacaksın sabah kapını çalacaklar elinden tutup  getirecekler beni görünce taş kesileceksin ağlamayacaksın, ağlamayacaksın." Ne diyor büyük şair: "Eğer sisler bulvarı olmasa.. Eğer bu şehirde bu bulvar olmasa.. Sabah ezanında yağmur yağmasa.. Şüphesiz bir delilik yapardım.. "  ... Devamı

“Yol”. Üç harf, tek hece bir kelime.

2012-09-25 20:12:00
“Yol”. Üç harf, tek hece  bir kelime. |  görsel 1

  “Yol”. Üç harf, tek hece  bir kelime. Büyüdükçe fark ettim ki kelimelere sürekli yeni anlamlar yüklemeye başlamışım ya da zaten varolan anlamları keşfetmek diyelim biz buna.. İlk önceleri sıradan bir kelime olarak karşıma çıkan , gün geçtikçe hayatımda derinleşen ve bazen zihnimin koca bir alanına yayılan bir kelime . Kelimenin yaptığı çağrışım katsayısını,  yaşanmışlıklar arttırır pekala. İşte günlük kullanım limitini aşıp,  öznem  haline gelen kelimelerden biri bu kelime. Yol’um yol değil , bildiğim doğru değil .. Yol’a düşsem yol benim değil .. Yol bir ninni , Yol bir büyü , Yol hüznün sayısız tonu … Aşağıda ki şarkıyı ilk duyduğumda aklımda ki ilk kelime .. “Yol” . Yol’a gönüllü düşmüş ya da  Yol’dan gönüllü çıkmışların hikayesi. Kimbilir? Ama bir ses duyduğu aşikar olanların repliği.  Hepimizin duyamadığı, herkese lutfedilmeyen ama belki bir gün hepimizin duyacağı  türden bir melodi. Bir kavalcının ıslığı.  Boşluk,hüzün, yol, umut, varlık , yokluk , bütün kavramlar sarmış işte zihnimizi. Yolun sonu görünüyor mu bilinmez ama zaten dediği gibi Yunus’un  “İster  idim Allah’ı,  buldum ise ne oldu “.  Meselemiz sanırım bulmaktan öte, aramak. Ararken yalnız olmadığını bilmek,  paylaşmak , bulamasan da bulacağını umut etmek , bu uğurda Yol’a düşmek yoldaşlarla…  Eğilmek yerden bir taş almak.  İmalı bir taş. Can’an’dan bir taş.  Sureti siretinde bir taş. Eğil ve al diyorum kendime ve herkese. Ötesinde bir şey yoksa yolun, yol da biziz  taş da deyip seve seve sofrasına oturduğumuz bir aş işte bu taş. Piper : Yolgezer , kavalcı diye &c... Devamı