İlle De Edep!

2013-10-10 12:22:00

Sanat-ı güzîdedir, edeb ile konuşmak, Söz ağızdan uçmadan, akla fikir danışmak! Gâye; gönülde huzur, dostluğu yaşatarak, Arsız, akşam etmekte, herkese taş atarak! Beliğ olan kişiler, sözünü süsler söyler, Cahil, bilmez bu sırrı, dilini pisler söyler. Kimi, elde yaftası; haz duyar sataşarak, Zorlar ar sınırını, çok kez haddi aşarak. Kimi ise düşmandır, her tür farklı fikire, Kibire dağ aşırır; uzaktır tefekküre. Meziyet bilir bedbaht, irtifa kaybetmeyi, Şeytan bile bunlardan öğrenir kin gütmeyi. Meymenetsiz çehrede öfke ve nefret vardır, Ruh bedene isyanda, dil, sözünden bîzârdır. Katran karası kalpte umut ye’se esirdir, Tebessüm bir köşede, hayli müteessirdir. Kapalıdır gerçeğe düşünce penceresi, Kasvet ile doludur ocakta tenceresi. Uzaktır Mevlânâ’ya, Yunus’un izlerine, Girerek kaybolmuştur, gaflet dehlizlerine. Beyhûde bir çabadır, "adam" yapmak deliden, "Deli!" ne anlayacak, Evliyâ’dan, Velî’den. Şayet müzminleşmişse, kalplerdeki kinden ur, Nefret tahta kurulur, saklanır hayâ, onur. Îman taşımak varken, hedefte son nefese, Aklı olan takılmaz ardından gelen sese. Her şeyde bir ibret var; bilen etmez intîzâr, Bir testide ne varsa dışına da o sızar. Gönül ister, insanlar, kalp kırmaktan sakınsın, Ne münakaşa olsun, ne diller dert yakınsın. Herkes edeple gelsin bu fikir pazarına, Usul, erkân bilmeyen çekilsin mezarına. Her nefeste bir adım yaklaşırken menzile, Bugünlük de bu kadar, Selâm ve dua ile... Mecit Aktürk... Devamı

Kaside-i Bürde

2013-10-09 13:48:00

Kaside-i Bürdenin Arapçası Kaside-i Bürdenin Türkçe Okunuşu E min tezekküri cirânin bi zî selemin, Mezecte dem'an cerâ min mukletin bi demin. Em hebbeti'r-rîhu min tilkâi kâzimetin Ve evmeda’l-berku fi'z-zalmâi min idamin Femâ liayneyke in kulte ekfüfâ hemetâ Ve mâ likalbike in kulte estefik yehimi E yahsebu’s-sabbu ennel-hubbe münketimun Mâ beyne münsecimin minhü ve muztarimin Levlâ’l- hevâ lem turık dem'an alâ talelin Ve lâ erikte zikri'l-bâni ve'l-alemi Fe keyfe tunkiru hubben bâ'de mâ şehidet Bihî aleyke, udûli'd-dem'ı ve's-sekami Ve esbete'l-vecdü hattay abretin ve danâ. Misle'l-behârı alâ haddeyke ve'l-anemi. Neam serâ tayfü men ehvâ fe-errekani ÜVe'l-hubbu ya'terizu'l-lezzâti bi'l-elemi Yâ lâimî fî'l-hevâ'l-uzriyyi mâ'zireten Minnî ileyke ve lev ensafte lem telümi Adetke hâliye lâ sırrî bi müstetirin. Ani’l- vüşâti ve lâ dâî bi münhasimin. Mehadteni'n - nusha lâkin lestü esmeuhû. lnne'l-muhibbe ani'l uzzâli fî samemin. İnnî e tehemtü nâsîha'ş-şeybi fî azelî, Ve'ş - şeybü eb'adü fî nushin ani't - tûhemi. Fe inne emmâreti bi's-sûi me't-te'azet Min cehlihâ bi nezîri'ş - şeybi ve'l- heremi. Ve lâ eaddet mine'l - fî'li'l -cemili kırâ Dayfin eleme bi re'sî gayre muhteşemi Lev küntü a'lemü ... Devamı

Birhan Keskin - Derin Zaman

2013-10-09 11:14:00

    Ayağa kalk, yaklaş, dilini döndür ağzında,de ki: Ben onunla denizin dövdüğü dilsiz taşlar üstünde sustuydum. -Birhan Keskin- Derin Zaman   Devamı

Edip Cansever | Manastırlı Hilmi Beye Üçüncü Mektup

2013-10-08 17:12:00

Yaşamaya yerleşiyor Seniha Kendi yaşamına —Güvercinsiz bir avlu mu? olabilir Sırları dökülmüş bir ayna?— Oysa çok geçti Yıllar yıllar yıllar Her geçen yıl elinde sanki Yıprak, filizi yıllar 'Şey' sözcüğü gibi bağıntısız Ağaççileği gibi durduğu yerde bir ezinti Piyano tuşları —tek tek bakıldığında— Çarçabuk bir göz atıldığında ayrıntısız —beyaz— Yıllar Seniha Gözlerinin altı uzun menekşe. Dün korkuttu beni —bazan oluyor— Kocası İzmir'de yaşıyor, Karşıyaka'da Sahici bir ayrılığın dikişini dikiyor Seniha Mavi mavi Usul usul yani Kocası —ben sevmedim hiçbir zaman— İkizini bulmuş diyorlar. Seniha aldırmıyor pek , Aldırmıyor da Pudralar, kremler tiksindiriyor onu Bu yüzden Bohemya kaseyi kırdı dün sabah Saçlarını kesecek oldu Sonra da sustu sustu sustu Akşama dek Hüzünler acılaşıyor Hilmi Bey Geceler katı ve parlak — Ansızın yere düşen Laciverdi bir kestane sesi— Acılar da acılaşıyor gittikçe Sanki Bir azarlanmayla ölümünü düşünen çocuklar gibi Ödünç alıyorum seni bazen Çoğu kez geceleri Niye almayayım —kaç güz geçti— Islak kaputun gibi kokardı güzler Seni sevdiğimi unutmuşum Hilmi Bey Seni de unutmak istiyorum artık Unutmak! ama nasıl Sözgelimi çok hızlı oynuyorum beziği İçkiyi çabuk çabuk içiyorum Her şey bir hıza dönüşüyor —çoğu zaman- Odamı giyiniyorum Odamı soyunuyorum Yerlerini değiştiriyorum eşyaların Dışarı çıksam, bir tramvaya binsem Bir durak ötede hemen iniyorum Boynumdaki annemden kalma kolye —... Devamı

Edip Cansever - Manastırlı Hilmi Beye İkinci Mektup

2013-10-08 14:10:00

Susmanın su kenarındayız bugün Ne kadar sevgiyle konuşsak —konuşuyoruz da— Korkuyoruz gözgöze gelince Hilmi Bey Korkuyoruz Sanki gözler rakiptir de birbirine —öyle değil mi— Ve bir yokuştan iner gibi oluyoruz Bir yokuştan bir yokuşa sürekli — Nereye? — Bilmem ki Ellerimizde alkol sesleri, saçlarımızda Alkol sesleri Dağlarımızda, içdenizlerimizde Ve günler günlerin içinde öyle yavaş ki Yerine saplanıyor bir sürahi Pencereler şaşkın Perdeler bir uzak yol kadar uzun Ve balkon Kendi dudaklarında şimdi Donmuş bir tavus kuşu Bir tavus kuşu yontusu belki Ne tuhaf Demin de aşağıdan bir bando geçti Sormak isterdim sana Bir bando şefinin hüznü nedir Hilmi Bey Bir bando şefinin uykusu Nasıl bir uykudur ki Hilmi Bey Ne kötü Elimde bir çiçekle yaz geçti. Ve bugün Çepçevre oturduk masanın başına gene Bezik oynadık Hilmi Bey —her gün oynuyoruz ya— Giysisiz, sadece kombinezonlarımızla —öyle işte— Oda çok sıcaktı —lal renkli çini soba— Seniha korse takıyor, yahudi matmazel Nerdeyse çıplaktı —terliyor terliyor terliyor— Ve Cemal bir köşeden bize bakıyordu Bakmıyor gibi bakıyordu Durmuyor gibi duruyordu da Benim anlamadığım işte bu Dün dudağını kesti çarşıda Kırmızı bir balıkla oynuyordu Öptü bir ara balığı —neden— Öperken dudağını kesti Balık da kırmızıydı, kan da Ve balık yüzerekten geçti —gördüm iyice— Dudaklarından Durdu Cemal gibi biraz ötede Durmuyor gibi durdu Ağlamadı, hiçbir şey söylemedi Bu çocuk anlaşılmayanın ta kendis... Devamı

Yasaklanmış Şiirler | Nizar Kabbani

2013-10-04 12:46:00

Nasıl söyler türküsü o ağız, Dudakları dikilmişken, beyim? Bir Arap ozanı ölünce bugün Kim yakarır onun için? Benim şiirim el öpmez Şiirimin ellerini öpmek Sultanlara düşer! 1 Dostlarım Başkaldırmıyorsa, neye yarar şiir?     Azgınları ve azgınlıkları yıkmıyorsa, neye yarar şiir?  Zamanı ve mekânı Sarsmıyorsa, neye yarar şiir? Satrapların başındaki tacı Yere çalmıyorsa, neye yarar şiir?    2 İşte bunun için çekiyorum başkaldırı bayrağını Şu âna dek gün yüzü görmeyen milyonlar adına. Dal ile serçeyi ayıran, Gül ile sarı çiğdemi ayıran nedir? Göğüs ile nar'ı ayıran, Deniz ile zındanı ayıran nedir? Nedir mavi ayla karanfili ayıran ? Yiğitlik sözcüğünün gizinden, Giyotinin gizini ayıran nedir? 3 İşte bunun için çekiyorum isyan bayrağını! Enikler gibi boğazlanmaya götürülen milyonlar adına Gözleri oyulanlar adına Dişleri sökülenler adına Asitte eritilenler adına, solucanlar gibi Yoksun olanlar adına Sesten, düşünceden, dilden Çekeceğim başkaldırı bayrağını. 4 İşte bunun için çekiyorum başkaldırı bayrağını O örtünün altında Öküz gibi oturan halklar adına Dostluğu büyük, aynı tastan içen halklar adına Develer gibi yük çeken halklar adına Gün doğusundan gün batısına Yük çeken deve gibi Sudan ve arpadan başka hakkı yok Özlemi yok beyin karısının Beyin dişi köpeğinin Berberinin olmaktan başka. Yaşasın bir demet yonca Yaşasın tek tanrı diye Allah'a yalvaran Halklar adına! 5 Ey şiirin dostları! Ben ateş ağacıyım, özlemlerin bilicisiyim ben Elli milyon âşığın gerçek sözc&uu... Devamı