Ne olur geri dönme - Ece Temelkuran

2013-07-19 03:45:00

    İtalo Calvino’nun bir hikâyesidir. Âşık olduğu sevgilisinin her anını fotoğraflamaya karar verir adam. Giderek bir saplantıya dönüşür bu. O kadar çok fotoğraf çekmeye başlar ki, sonunda kadın bıkar ve gider. Bu kez adam, kadının yokluğunun fotoğrafını çekmeye başlar. Kadın “her yerde olmadığı” için her şeyin ve her yerin fotoğrafını çekmeye başlar adam, her anın fotoğrafını. Giderek kadının yokluğu, var olan her şeye yayılmaya başlar böylece. Onun gibi bir şey işte. O yüzden bir genç adam da elinde kara bir boyayla dolaşıyor İstanbul’da bugünlerde. Her yere yazıyor: “Ne olur geri dönme” Belki önce kızın geçme ihtimali olan yerlere yazıyor. Sonra biraz düşününce başka yerlere. Sonra geceleri aklına geliyor kızın şehrin herhangi bir yerinde, orasında ya da burasında olabileceği, şuraya ya da buraya işinin düşebileceğini. Gidip oralara da yazıyor: “Ne olur geri dönme” Bunun ne acıklı olduğunu, ne korkunç bir alışmak olduğunu biliyor adam. Peki kadın biliyor mu? Adamın nasıl bir isyan ve inatla ağulu aşkı başından kovmaya çalıştığını? Geri dönse adamın yeniden bütün şehri dolaşacağını… Bütün şehri dolaşıp tek tek o yazıların üzerini daha da kara bir boyayla kapatmaya çalışacağını… Hayatın maskarası olduğunu düşünüp düşünüp enayiliğine ağlayacağını. Şimdi, bugün, hayatın karşısında böyle maskara olmamak için bağıra bağıra yazdığını o cümleyi: “Ne olur geri dönme” Ve bunun dünyanın en güçlü geri dön çağrısı olduğunu. İstanbul’da genç bir erkek, bugün, delirircesine istiyor bir kadının geri d&oum... Devamı

Yorumsuz

2013-06-03 14:15:00
Yorumsuz |  görsel 1

Devamı

Dayan Dayanabilirsen | Hasan Hüseyin Korkmazgil

2013-04-10 17:43:00

Dayan Dayanabilirsen Bir bir yitiriyorum sevdiklerimi Ellerimden kuşlar gibi Uçup uçup kuşlar gibi Uzak dağlar ardına  Çivilenmiş gözlerime  kiminin. O yalvaran gözleri. Yakıyor kollarımı kiminin kanı. Kimi sitem sitem vuruyor beni. Dövünmek tepinmek neye yarar ki. Neyi kurtarır ki üzmek şu canı. Her bahar yenilense dedallarda tomurcuklar. O bahar gitti gider. Kolay değil ozanın ağlamaması. Gülmesi kolay değil. Bulutlar her zaman yağmur getirmez. Şimşek gülmez bulutlardan her zaman. Bulut var ki yaz yağmuru güzelim. Geçip gider gül kokulu yel gibi.Bulut var ki taş başına yoksulun. Orman söken köy göçüren bir karabasan. Tam da başlamışken bal doldurmağa. Özlem denen peteğe. Bir bir uçup gidiyorlar canlarım. Gidiyorlar kopar gibi acılı kollarımdan dönülmez karanlığa. Dövünmek tepinmek neye yarar ki ... Neyi kurtarır ki ölüme sövmek. Sövmemek ne yazar ki.Dağ başında tek ağaç. Fırtınada bir tekne. Uçurtması kopup gitmiş bir çocuk, bakıyorum yalnızca şaşkın ve umarsız. Dayan yavrum. Dayan Hasan Hüseyin. Dayan dayanabilirsen.  _Hasan Hüseyin Korkmazgil ... Devamı

Hasan Hüseyin Korkmazgil | Güç Olan

2013-04-10 17:42:00

Güç Olan Himalayaların tepesine tırmanmak güç ama mümkün Okyanusu asmak da güç ama mümkün Ay´a ulaşmak da öyle Ama mümkün değil iste Bülbülün eti için öldürüldüğü bir ülkede sanatı zincire vuranlara meram anlatmak Öt kuşum Öt kuşum Öt güzel kuşum Eller ne derse desin ben sana vurulmuşum. _Hasan Hüseyin Korkmazgil - Güç Olan ... Devamı

Yüreğim Sızladığı Zaman - Hasan Hüseyin Korkmazgil

2013-04-10 17:41:00

Yüreğim sızladığı zaman Yüreğim sızladığı zaman Gece yarılarından sonra,şafaktan önce Bilmediğim bir istasyondan,bilmediğim bir müzik geliyor kulağıma: Uzak vahşi Karanlık… Gece denizleri gibi bir müzik, Batık gemilerli gece denizleri gibi bir müzik, Çağırıyor,çağırıyor beni durmadan Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Duvarları banka afişli çok eski bir şehrin Cumhuriyet Caddesi´nde iki tüfek bir kelepçe, Tüfekler garip garip Kelepçe garip… Öyle beter Öyle çamur Bir yaprak döne yuvarlana, Bir akarsu bata çıka… Koşuyor koşuyor bir kadın kelepçenin ardından Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Bir kara tank çıkıyor bir ağıttan,bir filmden,bir savaş romanından çıkıp yürüyor sevgilerin,özlemlerin üzerinden. Aşkların,umutların,oyuncakların,küçük emeklerin,büyük kaygıların üzerinden geçip gidiyor. Su gibi ilerliyor yangın İşliyor kıtlık karanlığı Ölüler birden bire şarkılaşıp Virüsler bakteriler Bütün dilleri birden konuşuyor herşey. Çırpınıyor yerde bir damla kan Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Kör bir çeşme başında kör bir kadın geliyor gözlerimin önüne Bütün iplikleri bütün iğnelere takıyor da Ne iplikler bitiyor,ne de iğneler. Götürülmüş oğluna mı kaçırılmış kızına mı Geçen günlerine mi Unutmuş neye ağladığını Ağlıyor,aranıyor Aranıyor, Bıkmadan Bilmeden usanmadan. Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Ciğerlerime çekerken k&oum... Devamı

Bir Aşk Kaç Kere Ölüm - Züleyha Çay

2013-04-03 22:50:00

"G/izini sürdüm… Saçları dökülmüş ayrılığın, gözleri haki. Seni görmek istediğimi bilmiyorum, uyu/yorum yüreğimin üstü açık.Yine sancım var dilimden yukarı. Belki, annen seni bana doğuruyor. Yetim feryat…  Bir tas su vereni yok hasretin. İmbikten aşk sızarken lehçem lâl-ü ebkem . Açım, açığım,üstüme bürü aheste aheste halvetimi. Al bir şal, al bir şal titremesin gözünün nazlı benekleri.  Güneşli günler getirdim , bakmayı bilmeyişimin ar'ından sığınırken gözlerine inen ince belli yağmuruna sağanak sağanak. Susmaktı enakıllıcası ... sağanak sağanak. Susmaktı en akıllıcası belki, çünkü bir aşk ancak bu kadar anlatılamazdı." _Züleyha Çay ... Devamı

Farid Farjad Keman Ağlıyor

2013-03-26 14:56:00

Cinnet saatlerin cinayet günlükleri… Önce şiirlerimi unut sonra serseri şairlerin ağlayışlarını  kıymetine kıyam düşen bir akşamdı sevmeler  bunu da benim aşktan bunca zaman yengime say  ben yanıldım ve yenildim / yetmedi örselendim  ve durup  olur akar diye mavi seherlere seslendim  bana bir gözlerini anlatma  bir de pencereme düşen buğuyu şimdi  ömrüme ben hicran yettim ama  anılarımı vuranlar da sahi / sahi kimlerdi  bilemedim…  Çok / çok sonra öğrendim  cinnet saatlerin cinayet günlükleri olurdu o şehirlerde  gülüşümüz kayıtlı  pusulamızsa yıldızsız  ve pullarımız mektuplardan firari  bu yüzdendi belki  yamaçlardan süzülüp  her dem göğsüme dağılıp depreşip gelişin  ki sen aysu kız  aşkı hüzünlere asan yaralı ceylan bileği  şimdi hangi ormanda seni bulup da solurum  sekerek geçtiğin o esmerinden de bahar menekşeleri…  Cefalı kemancıların nasırlı notalarında  çalınmış ve çıldırmış şarkılarda kalmışım  yetmemiş / sonbaharlara eşlenip dökülen  hüzzam yanığı çamurlu yağmurlarla yıkanmışım  bir sözüm bile yok işte vedalara / neyleyim  yeminleri desen derlenmemiş nadaslara ekmişim  artık bir rüzgar bile bileylenir sesime  diye diye  varsın düşsün yeniden ucube gölgeler peşime…  İntihar dediğin ne ki  kurşun dizeler  bıçak ışıltısı gibi işlenmiş fikrime…  Varsın  kirpiklerimden devrilen düşler sökülsün  sizin olsun o ıssız şiirler  gözlerim o ıslak sokaklara  gökçe yüzlü şairlerle ... Devamı