Yusuf İle Züleyha | Nazan Bekiroğlu

2013-12-23 13:43:00

Hiç olmadığı kadar karanlık ve hiç olmadığı kadar yağmurlu bir gecede Yûsuf’u hatırlayan Züleyha  çöle ve ırmağa baktı. Buhur yakma saati çoktan geçmişti tapınakların.Züleyha geçmiş zamanlara ve gelecek zamanlara baktı.

Dudağının ucunda kendi hikayesine tanıdık acı bir gülümseme vardı. 
Duy  dedi Züleyha  duy beni ey gelecek zaman  
duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları. 
Bütün o yaşanmış ve yazılmış olan  
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan 
hikâyelerin kadın kahramanları. 
Kadınlar ve kızlar  
dişil ve doğurgan  
duygusal ve duyarlı olan. 
Eril olmayan yani  
fethetmeyi değil fethedilmeyi bekleyen kale  daima. 

Gecenin karanlık koynunda kapılarını açan kent en fazla 
en fazla bir sandalı koynuna alan deniz. 
Durağan 
ve çaresiz 
ve lekesiz 
ve temiz tertemiz. 
Adı tarihe geçmiş ve geçecek 
dişil ve doğurgan  
kadın ve kız olan yani ki 
yani ki bütün hikâyelerin baş kahramanı olan. 
Dünyanın çevresinde döndüğü asıl güneş  çağların gerçek sahibi  gerçek yazıcısı tarihin  
bir anda en güçlü hükümdarları yerle bir kılan 
en güçlü kumandanları köle  en zelil köleleri hükümdar kılan  
tutsakları en derin aydınlıkta hür  hür olanı en koyu karanlıkta tutsak kılan  
hükümsüzü birden bire hükümlüye çeviren  
hükümlüyü birden hükümsüz eden. 

Geçer akçeleri geçmeze  geçmez akçeleri geçere dönüştüren saklı ve gizli el. 
Ama güçsüz  
çünkü daima ödeyen ve ödenen bedel. 
Duyun beni geçmiş ve gelecek zamanların bütün hikâye kahramanı kadınları 
ve hikâye kahramanı olmayan kadınları. 

Bir ben gibisi olmayacak aranızda  
hiçbirinize benzemediğim kadar hiçbiriniz benzemeyeceksiniz bana. 
Hepiniz düz yollarda  sakin ve güvenli bir yaşamın kollarındasınız  
bense derin ve karanlık bir kuyunun başındayım. 

Fethedilen değil fethe kalkışan olarak kalacak geçmiş ve gelecek zamanlara adım. 
Acım acınızdan  
gücüm gücünüzden çünkü çok daha fazla 
aşk benim hakkım  
aşkın  hakkımız olmayanı istemek anlamına geldiğini bildiğimden bu hak ediş  
çünkü bu aşk benim yazgım  
çünkü kutsal kitaplarda zikredilecek benim adım. 
Yükselmek için düşmek  arınmak için kirlenmek  
çıkmak için batmak lâzım. 
Yeniden doğmak için ölmeli insan bir kere  
ruh olmak için teni yakmalı kadın 
ve suyun serinliğini bilmek için ateşe düşmeli kadın. 
Vurucu  kavrayıcı ve kuşatan  
durmayan  koşan  
böyle yazılmış benim yazgım  
kutsal kitaplarda böyle geçecek adım  
yazgıma ben nasıl baş kaldırırım? 

Hanım hanımcık ol  böyle denecek Leylâ’ya .Ve oda öyle olacak.Çöle düşen Mecnun  Leylâ değil.Leylâ ağlamak için bile bahane bulmak zorunda. Ben öyle miyim ya? 

Şirin’in bahtına düşen  uğrunda dağlar delinen olmak olacak  dağları delen değil.Suyu bulmak Ferhâd’ın bahtı. 

Aslı  en fazla bir âh  felekleri tutuştursa da. Açılıp kapanan düğme Aslı boyundan ayağa.Yanıp küle dönmek Kerem’in hakkı olacak. 

Ben Aslı gibi miyim ya? 
Evli evinde  yerli yerinde  
bana yazılansa  benim alnıma  Yûsuf’un gömleğini yırtmak boydan boya  
nasıl karşı çıkarım yazgıma? 
Adım  
ey geçmiş ve gelecek zamanların 
dişil ve doğurgan  duygusal ve duyarlı  
hanım hanımcık  durağan  
ve çaresiz 
ve lekesiz 
bütün hikâye kahramanları. 
Adım adınızla birlikte anılsa da  
dağlar ve ırmaklar arasında  
gökler ve yer arasında olduğu kadar mesafe olacak adımla adınız arasında. 

Siz  yazgınızla iffetli  
çaba harcamayacaksınız eteğinizdeki çamuru akıtmaya. 
Ben yazgımı yükleneceğim önce 
sonra yazgımdan iffet çıkaracağım. 
Bu yüzden Yûsuf’un arka tarafından yırtılan gömleğinden 
Züleyha’nın önden yırtılan eteğine kadar uzanacak yolum  
Adım adım  

aşk benim hakkım. 

Nazan BEKİROĞLU

0
0
0
Yorum Yaz